![]() |
| Kaçırılan Çilli Horoz |
Bir 500 yıl sonra Gökçe adını ve Tuttu Fırlattı Kalbimi şarkısını kimse hatırlamayacaktır; lakin, Tut-i Mucize-i Guyem şarkısı ve bestecisi Buhurizade Mustafa Itri Efendi adı asla ve kat'a unutulmayacaktır. Bu böyle bilinsin!!
Hakeza zamanın elitleri, "Karanfil oylum oylum, geliyor selvi boylum" benzeri şarkı sözlerini, "sırf kafiye olsun diye uydurmuşlar, ne alaka" gibilerinden küçümsese de, şimdi o elitleri hatırlamıyoruz; lakin, karanfil oylum oylum türküsünü söylemeye devam ediyoruz. Binaenaleyh söylemeye de her daim devam edeceğiz. Bu yoldan kimse de bizi döndürebilemez; netekim, döndürebilene aşk olsun.
İşte zamanında küçümsenen şarkılardan birisi de Çilli Horoz türküsüdür. Anadolu İnsanı, çilli horoza ağıt yakarken, aynı zamanda o derece de bizi güldürebiliyordu. Anadolu'nun espri anlayışı zamanla gelişse, değişse de, Çilli Horoz türküsüne her daim güleceğizdir. Bu yoldan bizi kimse döndüremez.
Halk müziği budur. Ağıt adı altında bizi güldüren, güldürürken düşündüren, yeri gelen de isyan ettiren.
Ankara Müziği şu an elitler tarafından küçümsense de, küçümseyenler, bir 550 yıl sonra Karanfil Oylum Oylum'u küçümseyenler gibi, unutulacaklardır; lakin, Çilli Horozum şarkısı ve türevleri hiç unutulmayacaktır.
Şimdiden tüm vatan sathında Çilli Horoz sahiplenilmiş olup, her kesim insanımız kendisini Çilli Horoz'da keşfedip ifade etme alanı bulmuş olup, Çilli Horoz bizim türkümüzdür deyü, künefenin Hatay, Diyarbakır ve Şanlıurfa arasında paylaşılamamması gibi bir hal almış olup, hattı zatında baklavanın değil Anadolu illerinde, komşu ülkelerde paylaşılamaması benzeri, Çilli Horoz'un dahi bir Yunan tarafından paylaşılamama haline de az kalmıştır. Bu bağlamda bu yazı kendisine milli bir misyonu da görev edinmiştir. Çilli Horozum, Çil Çil Horoz, Çil Horozum gibi isimlerle müsemma olan bu türkünün tek bir şarkı sözü olmaması ve her yörenin bunu kendi espri anlayışı içinde harmanlaması bunun bir ispatı değil de nedir?
Misalen Muğla Yöresinde Çilli Horoz nasıl vücut bulmuş:
Çil Horoz (İbiği Var Cicim Gibi)İbiği var cicim gibiKuyruğu var sicim gibiGezer durur hecin gibiHani hani benim çil horozumBenim horozumu şaşırdılarDamdan dama aşırdılarSuyuna da pilav pişirdilerHani hani benim çil horozumKöylülerin hocasıydıTavukların kocasıydı(...)Hani hani benim çil horozum
Muğla Yöresinde bu tür kayıt bulan şarkımız, Muğla, Isparta, Burdur ve Antalya beldelerinin gururu ve kahramanı Özay Gönlüm tarafından şöyle seslendirilmiş:
*
Evet bu, bildiğimiz müstakil olan Çilli Horoz şarkısı değil, Asmam Çardaktan şarkısının içinde lokal olarak geçen bir çilli horoz... Efendim, bizim konumuz her ne kadar müstakilen Çilli Horoz efsanesi olsa da, bir çok şarkı ve türküde çil horoz da zaman zaman geçmektedir. Bu lokal geçmeleri mevzubahis bu yazımda ele almaya kalkışacak olsam, bunun çün mütavazi bloğumdan dafa fazlası gerekli olup, en az topyekün Ekşi Sözlük kapasitesi ve server'i icap eder ki, zaten maksadım da, çilli horoz kavramının ne denli derin bir konu olduğunu anlatmak için Özay Gönlüm'ün bu örneğini vermeklikti.
Özay Gönlüm dedim de, bu adam eğer sahiden de Ege Şivesi'ni taklid yani san'at amaçlı kullanıyorsa, gerçekten büyük bir hatta evrensel bir sanatçı demektir ki, nasıl oldu da bizi buna inandırdı. Gerçekten de Ege Şivesi, Özay Gönlüm'ün gerçek şivesi değil ise, kendisini İstanbul Türkçesi ile hayal edemiyorum.
Bu konu şimdi aklıma geldi ve Özay Gönlüm'ün İstanbul Tükçesi ile konuştuğu bir videosunu araştırmalarım sonucu tespit ettim. İşte o konuşma!!!:
*
Videonun başında "bi de bana mektup yazmış" derken yanındaki İstanbul Türkçesi üstadlarından Halit Kıvanç kadar fasih diyebiliyor. Gerçekten büyük sanatçılık. Sanatçılık budur. Yansıttığın şey de, kendin olmamak, yansıttığın olmak.
Mesela Zeki Müren'i bir Ege Şivesi ile hiç düşünemiyorum. Rahmetli, Fatiha'yı bile okurken, İstanbul Türkçesi ile okurdu:
*
Hüzünlendim bak! Gönlüm'ün de, Müren'in de ruhuna bir fatiha!! İstirham ediyorum efendim.
***
Konumuz: Çilli Horoz
Muğla Yöresi'nden Çilli Horoz'u vermiş lakin Özay Gönlüm ile başka konulara yelken açmıştım. Demiştim ki, "Çilli Horoz öyle menem bir şeydir ki, yalın olarak değil Çilli Horoz türküsünde, diğer türkülerde deyimsel olarak kendisine bir yer bulur". Mesela:
Sarıkamış Türküsü
Bardız Deresi kan çağlar
Analar ciğerin dağlar
Çil Horoz dağı salında
Neçe nişanlılar ağlar
Evet Çilli Horoz, Sarıkamış ağıtlarında dahi geçer, çünkü Çilhoroz diye bir dağ varmış ve bu dağ Sarıkamış Şehitleri ile ilgiliymiş. Her ne kadar bu dağ, konumuz ile ilgili olmasa da, çilli horozun türkülerimiz kadar, yüce dağlarımıza da ad konulduğu, mes'elenin önemini kendiliğinden ortaya koyar.
***
Bu kadar girizgahdan sonra divana geçebilirim:
Çilli Horoz
horoz değil katır ididağdan odun getirirdiher işleri bitirirdikuşum civcivi cak olduçil horozum yok oldutekkesi var elim gibikanadı var kilim gibiayağı var belim gibisabahtan erken kalkardıkuyruğu dala dikerdiyedi köye hükmederdihoroz değil deve idiön dişleri geve idiyedi tavuğu sever idibu horoz değil de arslansu içerdi altın tastanyeni ayrıldındı dosttanhoroz değil kuzu idimahallenin kızı idibir köylünün sözü idikırk tavuğun kocasıydıpiliçlerin babasıydımahallenin hocasıydıhorozumu şaşırdılarodamdan dama aşırdılarsuyuna bulgur pişirdilerçimenlerde yayılırdıtilki görünce bayılırdıçok ünlüydü sayılırdıçil horozum yağlı idiçam dalında bağlı idiçil horozun oğlu idi
Ankara'da genel çerçevede şöyle söyleniyor:
horozumu gaçırdılar,damdan dama uçurdularsuyuna da pilav pişirdiler,çilli horozum,mahallenin hovardası,çilli horozum,tavuklarımın kocası,çilli horozum,horoz değil gatır idi ,dağdan odun indirirdisırtına binsem götürürdü ,çilli horozum,yedi köyün hovardasıçilli horozumhindilerin gorkulu rüyası,çilli horozum.
Genel olarak böyle olsa da, "aradım taradım, bağırdım, çağırdım" diye çocuksu kafiyeler de ekleyek, geleceğimizin teminatı çocuklarımıza da bu türküyü sevdirmişler. Gelecek nesillerden ümitliyim. Dedim ya, bir 550 yıl sonra Çil Horoz unutulmayacak, işte bu yüzden. Çünkü bilinçli nesiller yetişiyor.
Bir çocuk şarkısı olarak, Çilli Horoz türküsü:
HOROZUMU KAÇIRDILAR
Horozumu amanın kaçırdılarDamdan dama uçurdularSuyuna da pilav pişirdilerBili gah bili gah bili bili gah gahGüzel horozumVay… kar beyazımBir sabah kalktım, avluya baktımAradım taradım,bağırdım çağırdımBili bili bili bili bili bili gah gahGüzel horozumVay… kar beyazımKanadı var amanın kilim gibiİbiği var elim gibiAcısı var ölüm gibiBili gah bili gah bili bili gah gahGüzel horozumVay… kar beyazımBir sabah kalktım, avluya baktımAradım taradım,bağırdım çağırdımBili bili bili bili bili bili gah gahGüzel horozumVay… kar beyazım
*
Çocuklarımıza sevdirdiğimiz gibi, rap ile de gençlerimize sevdirmeliyiz ve hatta bunu az zamanda başarmalıyızdır. Rahmetli Reco Baba bu gerçeği zamanında görmüş ve Çilli Horoz'u şöyle rap'lemişti:
Aman horozumÇilli horozumKafam olduBir milyonKalmadı tuzumNasıl kıydılar sana benim canım horozumSen öldükten sonra kalmadı tadım tuzumHorozumu kaçırdılarDamdan dama uçurdularRakıya da meze oldu benim horozumCivcivlerin yetim kaldı canım horozumTavukların dul kaldı çilli horozumHoroz değil kamyon idi, hergün kömür getirirdiCebeci’de gezinirdi çilli horozumMahallenin hovordası canım horozumİşte benim benim benim çilli horozumTavukları güldürürdü bir vuruşta öldürürdüDayı dayı yürür idiUça uça gelir idiAltılıyı tuttururduNumarayı yuttururduTavukları öttürürdüTöbe yemin ettirirdiAha benim horozum çilli horozum
Çimde kumda birinciydiMahallenin en genciydiAka alman öznelciydi ?!STavukların firendiydiAha benim horozum çilli horozumTavukları yumurtlardıKümese fena atlardıYüz metreyi hop zıplardıDamdan dama uçardıHer gün bahçeyi eşerdiKoca duvarı aşardıGece aleme düşerdiHem kurnazdı hem kaşardıÇok da radikal yaşardıO ne işleri başardıÜç rublede coşardıKümes kümes hep uçardıAçıyordu kanatlarıYanlarında evlatlarıKimdi bunun cellatlarıÖldü benim horoumAman benim horozum çilli horozumKarışmazdı ete süteDolaşırdı öte öteDalaşırdı pata küteSonunda geldi göteAman benim horozum çilli horozumAmaaaaaa aaa aaannnn33 karısı vardıEvlatları öksüz kaldıKredi kartlarına taktıBu alem babasız kaldıKollarını yol eylesinKalanlara sabır versinYaradan rahmet eylesinAcele bir horoz gelsinHorozların kankisiydiMahallenin yankisiydiKülhanbeyin birisiydiÖlmeseydi ne iyiydiBenim horozumCanım horozuuummmmm
İnternette sayısız videosu olan bu şaheser rap'in sözleri malesef Google'de bile yoktu. Ben de gençliğimiz için çok mühim olan bu es'eri yazıya döktüm. Ya şaka bir yana, Reco Baba da öldü ya, istirham ediyorum bir de Reco Baba için fatiha okuyalım. O gerçek bir Angaralıydı...
İşte Çilli Horoz Rap Mode:
*
Çil Horoz Laz Mode On:
*
Ankara'lı sanatçıların atası Rıza Konyalı'dan Çil Çil Horoz:
*
Gene Ankaravari san'atın oluşumda yapı taşlarından birisi olan Bedia Akatürk'ten Çilli Horoz:
*
Rıza Konyalı üstad ve Bedia Akartürk üstadenin bu türküyü seslendirmeleri türkünün geleneğimizdeki yerini perçinlemekte.
Konya'nın Barana toplanılarını TRT Müzik'te "Ben Anadoluyum"da izlerken adını sonradan öğrendiğim Kanuni Mustafa Konyalı'dan Çilli Horoz'u dinleyince ne kadar mem'nun oldum, bilebilenemez. Ne yazık ki, bunu net'te bulamadığım için o anki amatör kaydımdan bir fikir vermesi babından ekliyorum:
Konya Barana toplantılarından, Muğla'ya; Muğla'dan Ankara'ya; Ankara'dan Sarıkamış'a kadar, sözleri değişik olan ama felsefesi ortak olan bir Çilli Horoz şarkısı var. Öyle var ki, çocuk şarkılarından Rap'a; Rap'tan Barana Meclislerine ordan dağlarımıza kadar var. Şimdi soruyorum: Bu çilli horoz unutulur mu?
Peki sözleri değişik olsa da, çilli horozun ortak felsefesi nedir?
Sonuç:
Tüm bunlardan sonra anlıyoruz ki:
Her Çilli Horoz türküsünde ortak bir felsefe var. Nedir bunlar:
1- Çilli Horoz, ama aynı zamanda karbeyaz bir horoz.
2- Çilli Horoz'un kaçırılması.
Çilli horoza methiyeler ortak bir felsefe ve ülkümüz iken, nedense memleket mes'elesi olmuş olan çilli horozu kaçıran hainler hakkında en ufak bir yerleme veya aşağılama yok. Evet bunu merak ediyorum.
Bunu da derin araştırmalarım sonucu buldum. Şöyle ki, horozu kaçıran bir paşaymış. Paşanın korkusundan söylememiş ve dert olup türküsünü yakmış.
Anlattığım olay bu linkteki masalda ayrıntılı olarak anlatılmakta.
3- Çilli horozumuzu kaçıranlar milli horozumuzu kesmişler ve suyuna da pilav pişirmişler.
4- Tüm bu olanlardan sonra çilli horozun sahibi çilli horozla olan anılarını anlatır. Çilli horozun sahibi o kadar acıklıdır ki, abartılı anlatımdan kaçınmaz. Bu abartılar da yöreden yöreye değişiklik göstermektedir. Üstüne binsem götürürdü, dağdan odun indirirdi, kömür çekerdi gibi.
5- Çilli horozun sahibinin her ne kadar ciğeri yansa da, bu acıyı bir savunma mekanizması olarak, acısını tavuklara ve civcivlere yansıtmaktadır. Bu yansıtma, yöreden yöreye bir takım farklılıklar göstermektedir. Kimi yöremiz tavukların dul kaldı derken, diğer bir yöre tavuklarımın kocasıydı diye vb şekilde derdini yansıtmaktadır.
6- Çilli Horoz, bir baklava gibi, bir künefe gibi milli zenginliğimizdir. Unutmayalım.
Yazıyı bitirirken benim favorim olan Çilli Horoz türevini ekliyorum. Üstad Kadir Elbeğ'den.
*

Trt Müzik'teki Mustafa Konyalı'nın Çilli Horoz icrası Youtube'a düşmüş:
YanıtlaSillink
http://www.youtube.com/watch?v=vVL1ceA_pa0
YanıtlaSil