15 01 2012

Çilli Horoz Divanı

Kaçırılan Çilli Horoz

Bir 500 yıl sonra Gökçe adını ve Tuttu Fırlattı Kalbimi şarkısını kimse hatırlamayacaktır; lakin, Tut-i Mucize-i Guyem şarkısı ve bestecisi Buhurizade Mustafa Itri Efendi adı asla ve kat'a unutulmayacaktır. Bu böyle bilinsin!!

Hakeza zamanın elitleri, "Karanfil oylum oylum, geliyor selvi boylum" benzeri şarkı sözlerini, "sırf kafiye olsun diye uydurmuşlar, ne alaka" gibilerinden küçümsese de, şimdi o elitleri hatırlamıyoruz; lakin, karanfil oylum oylum türküsünü söylemeye devam ediyoruz. Binaenaleyh söylemeye de her daim devam edeceğiz. Bu yoldan kimse de bizi döndürebilemez; netekim, döndürebilene aşk olsun.


İşte zamanında küçümsenen şarkılardan birisi de Çilli Horoz türküsüdür. Anadolu İnsanı, çilli horoza ağıt yakarken, aynı zamanda o derece de bizi güldürebiliyordu. Anadolu'nun espri anlayışı zamanla gelişse, değişse de, Çilli Horoz türküsüne her daim güleceğizdir. Bu yoldan bizi kimse döndüremez.

Halk müziği budur. Ağıt adı altında bizi güldüren, güldürürken düşündüren, yeri gelen de isyan ettiren.

Ankara Müziği şu an elitler tarafından küçümsense de, küçümseyenler, bir 550 yıl sonra Karanfil Oylum Oylum'u küçümseyenler gibi, unutulacaklardır; lakin, Çilli Horozum şarkısı ve türevleri hiç unutulmayacaktır.




Şimdiden tüm vatan sathında Çilli Horoz sahiplenilmiş olup, her kesim insanımız kendisini Çilli Horoz'da keşfedip ifade etme alanı bulmuş olup, Çilli Horoz bizim türkümüzdür deyü, künefenin Hatay, Diyarbakır ve Şanlıurfa arasında paylaşılamamması gibi bir hal almış olup, hattı zatında baklavanın değil Anadolu illerinde, komşu ülkelerde paylaşılamaması benzeri, Çilli Horoz'un dahi bir Yunan tarafından paylaşılamama haline de az kalmıştır. Bu bağlamda bu yazı kendisine milli bir misyonu da görev edinmiştir. Çilli Horozum, Çil Çil Horoz, Çil Horozum gibi isimlerle müsemma olan bu türkünün tek bir şarkı sözü olmaması ve her yörenin bunu kendi espri anlayışı içinde harmanlaması bunun bir ispatı değil de nedir?

Misalen Muğla Yöresinde Çilli Horoz nasıl vücut bulmuş:

Çil Horoz (İbiği Var Cicim Gibi)


İbiği var cicim gibi
Kuyruğu var sicim gibi
Gezer durur hecin gibi
Hani hani benim çil horozum

Benim horozumu şaşırdılar
Damdan dama aşırdılar
Suyuna da pilav pişirdiler
Hani hani benim çil horozum

Köylülerin hocasıydı
Tavukların kocasıydı
(...)
Hani hani benim çil horozum


Muğla Yöresinde bu tür kayıt bulan şarkımız, Muğla, Isparta, Burdur ve Antalya beldelerinin gururu ve kahramanı Özay Gönlüm tarafından şöyle seslendirilmiş:

*


Evet bu, bildiğimiz müstakil olan Çilli Horoz şarkısı değil, Asmam Çardaktan şarkısının içinde lokal olarak geçen bir çilli horoz... Efendim, bizim konumuz her ne kadar müstakilen Çilli Horoz efsanesi olsa da, bir çok şarkı ve türküde çil horoz da zaman zaman geçmektedir. Bu lokal geçmeleri mevzubahis bu yazımda ele almaya kalkışacak olsam, bunun çün mütavazi bloğumdan dafa fazlası gerekli olup, en az topyekün Ekşi Sözlük kapasitesi ve server'i icap eder ki, zaten maksadım da, çilli horoz kavramının ne denli derin bir konu olduğunu anlatmak için Özay Gönlüm'ün bu örneğini vermeklikti.

Özay Gönlüm dedim de, bu adam eğer sahiden de Ege Şivesi'ni taklid yani san'at amaçlı kullanıyorsa, gerçekten büyük bir hatta evrensel bir sanatçı demektir ki, nasıl oldu da bizi buna inandırdı. Gerçekten de Ege Şivesi, Özay Gönlüm'ün gerçek şivesi değil ise, kendisini İstanbul Türkçesi ile hayal edemiyorum.

Bu konu şimdi aklıma geldi ve Özay Gönlüm'ün İstanbul Tükçesi ile konuştuğu bir videosunu araştırmalarım sonucu tespit ettim. İşte o konuşma!!!:

*

Videonun başında "bi de bana mektup yazmış" derken yanındaki İstanbul Türkçesi üstadlarından Halit Kıvanç kadar fasih diyebiliyor. Gerçekten büyük sanatçılık. Sanatçılık budur. Yansıttığın şey de, kendin olmamak, yansıttığın olmak.

Mesela Zeki Müren'i bir Ege Şivesi ile hiç düşünemiyorum. Rahmetli, Fatiha'yı bile okurken, İstanbul Türkçesi ile okurdu:

*

Hüzünlendim bak! Gönlüm'ün de, Müren'in de ruhuna bir fatiha!! İstirham ediyorum efendim.

***

Konumuz: Çilli Horoz

Muğla Yöresi'nden Çilli Horoz'u vermiş lakin Özay Gönlüm ile başka konulara yelken açmıştım. Demiştim ki, "Çilli Horoz öyle menem bir şeydir ki, yalın olarak değil Çilli Horoz türküsünde, diğer türkülerde deyimsel olarak kendisine bir yer bulur". Mesela:

Sarıkamış Türküsü

Bardız Deresi kan çağlar
Analar ciğerin dağlar
Çil Horoz dağı salında
Neçe nişanlılar ağlar


Evet Çilli Horoz, Sarıkamış ağıtlarında dahi geçer, çünkü Çilhoroz diye bir dağ varmış ve bu dağ Sarıkamış Şehitleri ile ilgiliymiş. Her ne kadar bu dağ, konumuz ile ilgili olmasa da, çilli horozun türkülerimiz kadar, yüce dağlarımıza da ad konulduğu, mes'elenin önemini kendiliğinden ortaya koyar.

***

Bu kadar girizgahdan sonra divana geçebilirim:



Çilli Horoz

horoz değil katır idi
dağdan odun getirirdi
her işleri bitirirdi

kuşum civcivi cak oldu
çil horozum yok oldu

tekkesi var elim gibi
kanadı var kilim gibi
ayağı var belim gibi

sabahtan erken kalkardı
kuyruğu dala dikerdi
yedi köye hükmederdi

horoz değil deve idi
ön dişleri geve idi
yedi tavuğu sever idi

bu horoz değil de arslan
su içerdi altın tastan
yeni ayrıldındı dosttan

horoz değil kuzu idi
mahallenin kızı idi
bir köylünün sözü idi

kırk tavuğun kocasıydı
piliçlerin babasıydı
mahallenin hocasıydı

horozumu şaşırdılar
odamdan dama aşırdılar
suyuna bulgur pişirdiler

çimenlerde yayılırdı
tilki görünce bayılırdı
çok ünlüydü sayılırdı

çil horozum yağlı idi
çam dalında bağlı idi
çil horozun oğlu idi


Ankara'da genel çerçevede şöyle söyleniyor:

horozumu gaçırdılar,
damdan dama uçurdular
suyuna da pilav pişirdiler,
çilli horozum,
mahallenin hovardası,
çilli horozum,
tavuklarımın kocası,
çilli horozum,
horoz değil gatır idi ,
dağdan odun indirirdi
sırtına binsem götürürdü ,
çilli horozum,
yedi köyün hovardası
çilli horozum
hindilerin gorkulu rüyası,
çilli horozum.

Genel olarak böyle olsa da, "aradım taradım, bağırdım, çağırdım" diye çocuksu kafiyeler de ekleyek, geleceğimizin teminatı çocuklarımıza da bu türküyü sevdirmişler. Gelecek nesillerden ümitliyim. Dedim ya, bir 550 yıl sonra Çil Horoz unutulmayacak, işte bu yüzden. Çünkü bilinçli nesiller yetişiyor.

Bir çocuk şarkısı olarak, Çilli Horoz türküsü:

HOROZUMU KAÇIRDILAR

Horozumu amanın kaçırdılar
Damdan dama uçurdular
Suyuna da pilav pişirdiler
Bili gah bili gah bili bili gah gah
Güzel horozum
Vay… kar beyazım
Bir sabah kalktım, avluya baktım
Aradım taradım,bağırdım çağırdım
Bili bili bili bili bili bili gah gah
Güzel horozum
Vay… kar beyazım
Kanadı var amanın kilim gibi
İbiği var elim gibi
Acısı var ölüm gibi
Bili gah bili gah bili bili gah gah
Güzel horozum
Vay… kar beyazım
Bir sabah kalktım, avluya baktım
Aradım taradım,bağırdım çağırdım
Bili bili bili bili bili bili gah gah
Güzel horozum
Vay… kar beyazım

*

Çocuklarımıza sevdirdiğimiz gibi, rap ile de gençlerimize sevdirmeliyiz ve hatta bunu az zamanda başarmalıyızdır. Rahmetli Reco Baba bu gerçeği zamanında görmüş ve Çilli Horoz'u şöyle rap'lemişti:


Aman horozum
Çilli horozum
Kafam oldu
Bir milyon
Kalmadı tuzum
Nasıl kıydılar sana benim canım horozum
Sen öldükten sonra kalmadı tadım tuzum

Horozumu kaçırdılar
Damdan dama uçurdular
Rakıya da meze oldu benim horozum
Civcivlerin yetim kaldı canım horozum
Tavukların dul kaldı çilli horozum
Horoz değil kamyon idi, hergün kömür getirirdi
Cebeci’de gezinirdi çilli horozum
Mahallenin hovordası canım horozum
İşte benim benim benim çilli horozum

Tavukları güldürürdü bir vuruşta öldürürdü
Dayı dayı yürür idi
Uça uça gelir idi
Altılıyı tuttururdu
Numarayı yuttururdu
Tavukları öttürürdü
Töbe yemin ettirirdi
Aha benim horozum çilli horozum

Çimde kumda birinciydi
Mahallenin en genciydi
Aka alman öznelciydi ?!S
Tavukların firendiydi
Aha benim horozum çilli horozum

Tavukları yumurtlardı
Kümese fena atlardı
Yüz metreyi hop zıplardı
Damdan dama uçardı
Her gün bahçeyi eşerdi
Koca duvarı aşardı
Gece aleme düşerdi
Hem kurnazdı hem kaşardı
Çok da radikal yaşardı
O ne işleri başardı
Üç rublede coşardı
Kümes kümes hep uçardı
Açıyordu kanatları
Yanlarında evlatları
Kimdi bunun cellatları
Öldü benim horoum
Aman benim horozum çilli horozum

Karışmazdı ete süte
Dolaşırdı öte öte
Dalaşırdı pata küte
Sonunda geldi göte
Aman benim horozum çilli horozum

Amaaaaaa aaa aaannnn

33 karısı vardı
Evlatları öksüz kaldı
Kredi kartlarına taktı
Bu alem babasız kaldı
Kollarını yol eylesin
Kalanlara sabır versin
Yaradan rahmet eylesin
Acele bir horoz gelsin
Horozların kankisiydi
Mahallenin yankisiydi
Külhanbeyin birisiydi
Ölmeseydi ne iyiydi
Benim horozum
Canım horozuuummmmm

İnternette sayısız videosu olan bu şaheser rap'in sözleri malesef Google'de bile yoktu. Ben de gençliğimiz için çok mühim olan bu es'eri yazıya döktüm. Ya şaka bir yana, Reco Baba da öldü ya, istirham ediyorum bir de Reco Baba için fatiha okuyalım. O gerçek bir Angaralıydı...


İşte Çilli Horoz Rap Mode:


*

Çil Horoz Laz Mode On:

*

Ankara'lı sanatçıların atası Rıza Konyalı'dan Çil Çil Horoz:

*

Gene Ankaravari san'atın oluşumda yapı taşlarından birisi olan Bedia Akatürk'ten Çilli Horoz:

*

Rıza Konyalı üstad ve Bedia Akartürk üstadenin bu türküyü seslendirmeleri türkünün geleneğimizdeki yerini perçinlemekte.

Konya'nın Barana toplanılarını TRT Müzik'te "Ben Anadoluyum"da izlerken adını sonradan öğrendiğim Kanuni Mustafa Konyalı'dan Çilli Horoz'u dinleyince ne kadar mem'nun oldum, bilebilenemez. Ne yazık ki, bunu net'te bulamadığım için o anki amatör kaydımdan bir fikir vermesi babından ekliyorum:


video


Konya Barana toplantılarından, Muğla'ya; Muğla'dan Ankara'ya; Ankara'dan Sarıkamış'a kadar, sözleri değişik olan ama felsefesi ortak olan bir Çilli Horoz şarkısı var. Öyle var ki, çocuk şarkılarından Rap'a; Rap'tan Barana Meclislerine ordan dağlarımıza kadar var. Şimdi soruyorum: Bu çilli horoz unutulur mu?

Peki sözleri değişik olsa da, çilli horozun ortak felsefesi nedir?

Sonuç:

Tüm bunlardan sonra anlıyoruz ki:

Her Çilli Horoz türküsünde ortak bir felsefe var. Nedir bunlar:

1- Çilli Horoz, ama aynı zamanda karbeyaz bir horoz.

2- Çilli Horoz'un kaçırılması.

Çilli horoza methiyeler ortak bir felsefe ve ülkümüz iken, nedense memleket mes'elesi olmuş olan çilli horozu kaçıran hainler hakkında en ufak bir yerleme veya aşağılama yok. Evet bunu merak ediyorum.

Bunu da derin araştırmalarım sonucu buldum. Şöyle ki, horozu kaçıran bir paşaymış. Paşanın korkusundan söylememiş ve dert olup türküsünü yakmış.

Anlattığım olay bu linkteki masalda ayrıntılı olarak anlatılmakta.

3- Çilli horozumuzu kaçıranlar milli horozumuzu kesmişler ve suyuna da pilav pişirmişler.

4- Tüm bu olanlardan sonra çilli horozun sahibi çilli horozla olan anılarını anlatır. Çilli horozun sahibi o kadar acıklıdır ki, abartılı anlatımdan kaçınmaz. Bu abartılar da yöreden yöreye değişiklik göstermektedir. Üstüne binsem götürürdü, dağdan odun indirirdi, kömür çekerdi gibi.

5- Çilli horozun sahibinin her ne kadar ciğeri yansa da, bu acıyı bir savunma mekanizması olarak, acısını tavuklara ve civcivlere yansıtmaktadır. Bu yansıtma, yöreden yöreye bir takım farklılıklar göstermektedir. Kimi yöremiz tavukların dul kaldı derken, diğer bir yöre tavuklarımın kocasıydı diye vb şekilde derdini yansıtmaktadır.

6- Çilli Horoz, bir baklava gibi, bir künefe gibi milli zenginliğimizdir. Unutmayalım.

Yazıyı bitirirken benim favorim olan Çilli Horoz türevini ekliyorum. Üstad Kadir Elbeğ'den.


*

2 temas:

  1. Trt Müzik'teki Mustafa Konyalı'nın Çilli Horoz icrası Youtube'a düşmüş:

    link

    YanıtlaSil
  2. http://www.youtube.com/watch?v=vVL1ceA_pa0

    YanıtlaSil

Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.