*
Şahsen, istenmediğim yerde bir dakka durmam. Buna evim de dahil. Fakat bu Hüsnü Mübarek, 18 gün nasıl durdu?! Hayret!! İstenmiyorsun işte. Çek git! Derhal!
*
İnsanlar, insanların son anını daha çok hatırlar. Firavun'un Kızıldeniz'de boğuluşunu, Nemrud'un sivrisinekli kafasını duvarlara vura vura ölmesini, Yavuz'un şirpençe ile ölümünü, Vahdettin'in sahipsiz cesedini, Hitler'in intiharını, Hüdavendigar'ın savaşta ölmesini...
Ecevit'i kimse, İsmet İnönü'yü yıktığı kongre ile anmaz, son anlarındaki gaflarıyla hatırlar; Demirel'i kimse, 1965-1969 arası atılımlarıyla hatırlamayacak; Köşk'ten mahzun inişiyle hatırlayacak...
Hz. Peygamber'in 61 (632-571:61) yaşındaki ölümünü bile buna bağlayan alimlerimiz var. Yani ümmetin nazarında ihtiyar bir peygamber görüntüsü oluşmasın diye...
Aslında genç ölenler bu bakımdan şanslı... Atatürk, Özal gibi...
Mübarek adam! Niçin zamanında gitmedin? Kenan Evren'i niçin örnek almadın? Tamam Kenan Evren'i sevmeyebiliriz. Ama Evren bile, iktidarının doruğunda, anayasa ile cumhurbaşkanlığı seçilme sayısını bire indirdi. İstese bir değil, iki değil, ömür boyu kalamaz mıydı? Kenan Evren eğer mahkemede yargılanmadan ölürse, kudretli general olarak anılmayacak mı? Evren'in bu özelliğini örnek almalıyız. Abdullah Gül bir daha aday olmamalı mesela. Zirvede bırakmasını öğrenmeliyiz.
*
Cuma Namazlarının önemi.
İstiklal Mücadelemizde cuma namazları hareket noktasıydı.
Maraş'ta hutbeye çıkan imam, kalede düşman bayrağını görünce hutbeyi okumamış ve camiden çıkan halk, kaleye bayrağımızı dikince hutbeyi okumuştu imam...
2009 Temmuz Doğu Türkistan olaylarında da cuma namazları aynı derecede önemliydi.
Mısır olaylarında da en büyük gösteriler cuma namazlarından sonra oluştu ve Hüsnü Mübarek bir cuma günü; 11 Şubat 2011'de çekti gitti.
*
Türkiye'de Mısır isyanını iki sosyal ağdan takip ettim:
1- Marksist.org Mısır Devrim
2- Trt Türk'ün Twitter hesabıyla.
*
Başbakan Erdoğan'ın sessizliği muhafazakar medyada eleştirildi ve aynı gün Erdoğan Meclis'te Mısır sessizliğini bozdu. Bu konuşma Dünya'da ve Tahrir'de çok önem gördü.
Cezire'de Erdoğan haberi:
Cezire demişken... Cezire, 40 milyon dolara Cine 5'i satın almış. Cezire'nin Türkiye'deki muhafazakar medya gibi dengeleri gözetecek şekilde haber yapacağını sanmıyorum. Bu durum, Türkiye'deki muhafazkarların arasındaki görüş ayrılıklarını belirginleştircek. Daha açık söyleyim: Yandaş medyadan rahatsız olan bazı muhafazakarlar ve radikaller kendileri için bir medya ve mecra bulmuş olabilirler.
*
Mısır olayına bazı insanımız çok klasik bir tepki verdi: "Abd'nin oyunu bunlar hep"
Bunların Abd'nin bir oyunu olduğuna inanmıyorum. Abd'nin tezgahı olduğunu iddia edenlere "madem Abd'nin eli o kadar uzun, hükümetimizin hatta cemaatin de, Abd'nin kontrolünde olduğunu kabullenmemiz gerekir. Anlattığınız donelerin hepsi bunlar için de geçerli." deyince, bir nebze anlıyorlardı beni.
*
O kadar heyecanlıydım ki, Ekşi Sözlük'te 30 Ocak Ankara Mısır Elçiliği önündeki protestoyu okur okumaz gece 23 sularında yiğenimi de alıp, elçiliğe gittik; "Firavun Hüsnü, Mısır'dan defol!!" diye 2 4'lük ritminde sloganlar attık.
Ve gene o kadar heyecanlıydım ki, Doğu Bloku'nun yıkıldığını öğrendiğim annemin evinde; aynı köşeyi bu sefer fotoğrafladım. Bu köşede, 11 Eylül saldırılarını öğrenmiş, bu köşede, 17 Ağustos depremi haberlerini izlemiştim.. Ve daha neler neler..
İşte bu köşede, Hüsnü'nün istifasını öğrendiğim an:
![]() |
| Hüsnü Mübarek'in istifasını annemde öğrendiğim an |
Ve ne önemlisi, Tahrir'de Hüsnü Mübarek'in istifasının öğrenildiği an:
*
Türkiye'deki bütün gazetelerde Hüsnü'nün gidişi manşetti. Bir de, Balyoz davasında 133 askerin tutuklanması manşetti.
Annemin evinde, Mübarek'in gidişini öğrendikten sonra arabaya bindim. Arabada radyoda haberleri dinlerken, bütün haberler Mübarek'in istifasını değerlendirirken, bir haber kanalı "Şok Şok!!! Mehmet Haberal'ın hastahanesi değiştirildi" diye haber veriyordu... Ne kadar şok oldum; tahmin edemezsi :S
![]() |
| 12 Şubat 2011 tarihli Gazetelerin birinci sayfa manşet haberleri |
Son olarak: İsyan haritası ve 2008'deki Mısır Ekmek İsyanı yazım


yazının bitişi özellikle güzel olmuş :))
YanıtlaSilHüsnü Mübarek bence o 18 günü şöyle değerlendirmiştir:
YanıtlaSil- Bavulları topla
- İsviçre'deki hesapların durumunu teyit et
- Repo, fon vs. uzun vadeli yatırımların hepsini bozdur
- Onları da İsviçre'deki hesaplara nakit olarak ekle
- Suudi Arabistan'da ikamet edeceği villanın son düzenlemelerini yap
- Suudi Arabistan'daki villanın personelini teftiş ettir
- İsviçre'deki hesapların durumunu teyit et
....(gider bu böyle)
@elif kanalın adını verseydim daha da güzel olabilirdi.. ama veremedim, yapamadım :(
YanıtlaSil@matarama su ko
aslında bir diktatör daha başka ne düşünebilir ki: mesela saddam, heykelinin yıkıldığını gördüğünde "vay be italyanlar, içi dolu demişlerdi. bak ayaklarımın içi boş çıktı. ayakları doldursalardı bu kadar kolay yıkamazlardı heykelimi. italyanlardan bunun hesabını sorarım" demiş midir?
daha nereye kadar gidebilir ki...
mübarek, 3 ağustos'ta kafeste ve sedyede hakimin karşısına çıktı. "kaynak"
YanıtlaSildiğer bir gelişmede, israil elçiliğinin duvarının yıkılması, hatta israilli diplomatları, mısır komandoları kurtarmış. mısırlılar duvarı iki sebeple yıkıyor: birincisi duvarı kendilerine hakaret görüyorlar, ikincisi israil, 5 mısır askerini yanlışlıkla öldürmüş. yani şu an mısır'da mavi marmara gibi bir olay var. ama bizim haberimiz yok.
"kaynak"
mısır'ın ünlü "piramit" anlamına gelen "el-ehram" gazetesi, erdoğan'la ilgili bir karikatür yayınladı: http://k.minus.com/jbxAboIuplPkiU.jpg
YanıtlaSil