1- Islak imza olayının ana depremi, 12 Haziran'da yaşandı. Sonra artçılarla bir-iki ay daha konuşuldu. Tam bitti derken, bir merkez deprem daha yaşadık ve 23 Ekim'de planın ıslak imzalı aslının bulunduğu bildirilmesiyle gene ana deprem yaşandı ve artçıları devam ediyor.
2- 26 Temmuz'dan beri artçıları süren Kürt Açılımı, 12 Kasım Meclis konuşmaları ile yeniden merkez gündeme oturdu, gene ana bir deprem olmuştu...
Fazla Uzatmayacağım (!)
1- İrticayla Mücadele Planı
Genelkurmaydan bir subayın, Adli Tıp Kurumu'na, Dursun Çiçek'in hazırladığı belgenin aslını gönderdiği ve Adli Tıp'ın "belgenin aslıdır" raporu verdiği, 23 Ekim'de ortaya çıktı. 24 Ekim'de hemen hemen bütün gazetelerin manşeti oldu. Özellikle Zaman'ın...
24 Ekim'den bu güne, bu manşetler Zaman Gazetesi'nde bir kaç gün hariç olmak üzere sürdü.. Manşet olmayan günlerde de gene ilk sayfadaydı. Cumhuriyet Gazetesi ise olayı ilk kez, 6 Kasım'da gazeteye taşıdı.
Konu, Islak imzaydı... İlk duyduğumda aklıma gelen şey: "Hayırlı bir işe imza atıldığı, imzayı atanların kuru kuruya imza atılmaz, bunu bi ıslatalım" gibisinden düşüncelerdi. Yanılmışım. Islak imzalı belge, fotokopili bir belgenin aslıymış efenim.
Sonra muhafazakar medyanın önceliğini de göstermiş oldu bu olay bana. Akp'nin güdümünde olduğunu düşündüğüm Yeni Şafak, Vakit, Kanal 7, Kanal 24 vb Islak İmza olayından daha çok, Kürt Açılımı'nı haber yaptı. Akp'yi etkilemeye ve yönlendirmeye çalışan Zaman, Bugün, Sabah, Kanaltürk, Stv gibi basın ise, Akp ve Gülen'i bitirme planını yani ıslak imzalı belgeyi haber yaptı. Bu durum bana çok şey anlatıyor. Ama bloğumu ve özellikle almanağımı kendime yazdığım için bana anlattıklarını buraya uzun uzun yazmayacağım. Sadece bu anlattıklarımı ilerde hatırlayabilmem adına buraya bir mim koyuyorum.
Bu olaylar yaşanırken ıslak imzalı belgeyi gönderdiği iddia edilen subayın, Tsk'nın izlediği siteleri de gönderdiği duyuruldu. Önceden bu linkte yazmıştım.

Belgenin ortaya çıkmasından sonra Zaman gibi gazetelerin en çok vurgu yaptığı şey, Dursun Çiçek'in ve O'na emri verdiği iddia edilen başta, Iğsız gibi paşaların tutuklanması hatta görevden alınması gerektiğiydi. Gerçekten de Çiçek 11 Kasım'da tutuklandı. Ama 13 Kasım'da geri serbest bırakıldı. Bu sefer ilerleme vardı (!). Önceden 1 Temmuz'da tutuklanıp, 2 Temmuz'da serbest bırakılmıştı.
Ayrıca Çiçek'in oğlunun Genç Siviller'in kurucularından olduğu ortaya çıktı. Nedense bu olay basına pek yansımadı. Aydınlık gibi bir derginin kurucusu olsaydı, basında ne kıyamet kopardı ama...
Bu konuyla ilgili aklımda kalan ve kalması gereken başka bir olay da, Berat Özipek'in Erdoğan'ın önünde "Özal olsaydı paşaları görevden alırdı" sözleri ve bu sözleri oldukça önemseyen Samanyolu idi.
2- Kürt Planı
10 Kasım'da, hükümetin "Demokratik Açılım" dediği ve benim "Kürt Açılımı " olarak bildiğim açılımda, TBMM görüşmelerine geçildi. Bu demek oluyordu ki, bir takım kanunlar çıkacak, somut adımlar atılacak. Kanunların çıkacak olması demek, açılımın açılması, içeriğinin ortaya çıkması da demek oluyordu.
Önce 10 Kasım'da bu konunun gündeme gelmesine Mhp ve Chp ve medyası karşı çıktı. Şöyle:

Konuyla ilgisi yok; 10 Kasım'da dikkat çeken başka bir şey de, tüm gazetelerin Vakit de dahil olmak üzere, Atatürk fotoğraflı 10 Kasım haberini yapmasına karşın, Taraf'ın bunu haber yapmamasıydı.
Seneye Vakit ve benzerleri de aynısını yaparsa şaşmamak lazım. Böyle olursa ülke batar mı? İçlerinden gelmeyerek yaparlarsa batar ülkemiz...
Gene konuya dönmezsek... Antalya Cumhuriyet meydanındayım. Bir turist, sokak köpeklerini seviyor. Bunun üzerine iki ihtiyar durum değerlendirmesi yapıyor. Birisi diyor ki "bizim türklere baksana hiç biri köpekleri sevmiyor. Yabancı devlet başkanlarının hepsinin köpeği var. Ama Erdoğan'ın var mı? Yok." Diğeride diyor ki: "Bunlar bu gidişle Atatürk'ün resmini de kaldırırlar."
Konumuza dönersek:
Görüşmelerin ilk günü, Onur Öymen'in Dersim İsyanı ile ilgili söylediği sözler kıyameti kopardı. Ne demiş:
Önce bu videoyu Samanyoluhaber'in bu linkinden verecektim. Samanyoluhaber'in haberine göre Öymen'in Dersim konuşmasına Kemal Kılıçdaroğlu alkışları ile destek vermişti. Ama videonun orjinalini Youtube'un bu linkinden izleyince Kılıçdaroğlu'nun Öymen'in ilgili sözlerini alkşladığını göremedim. Peki neden yazıyorum bunu? Bizimkilerin böyle haberlerine üzülüyorum.
12 Kasım'da da R. Tayyip Erdoğan'ın Meclis kürsüsüne çıkmasıyla ve açılımın ana hatlarının ortaya çıkmasıyla konu, zirve yaptı.
Öyle görünüyor ki, Erdoğan bu hamlesi ile ya kahraman olacak, ya da hain olacak. Seçime kadar şehit haberi gelmezse ekonomi kötü olsa bile, Erdoğan kahraman olacak ve seçimi ekonomiye rağmen gene kazanacak. Zaten "2011 benim için son" demişti. Zaten 2012'de de Cumhurbaşkanlığı seçimi var; cumhurbaşkanı olur. Aksi taktirde 2011 gerçekten son olur. Erdoğan, 2011'in her iki manada da son olduğunu çok iyi biliyor.
Bu arada dün 2012'ye gittim. Son sahnedeki haritada Türkiye çıktı. Demek ki, milyarlarca insan ölmesine rağmen, kıtalar ve kutuplar yer değiştirmesine rağmen Türkiye jeopolitik öneminden bir şey kaybetmemişti. Sevindiriciydi...
Şaka bir yana 2012, Kıyamet'mi?
Film olarak kıyamet değil. Doğal bir olay. Doğal olaylar dediğimiz, Allah'ın hikmet perdesi arkasında iş görmesi, Kıyamet'te geçerli olmayacaktır. Kıyamet'de hikmet yerini, kudrete bırakacak. O yüzden tevbe kapısı da kapanacak.
Yani, 2012 filmindeki felaketler, doğal olaylar olurken; İslam'ın tasvir ettiği olaylar tamamıyla Kıyamet'i, Mahşer'i, Küfrü, Hak ile batılı hissettirecek olaylar silsilesidir. Öyle 1, 2 deprem değildir...
Neyse... Olağanca Abd milliyetçiliğine ve Hollywood klişelerine rağmen güzel film. Nerden nereye...
Ama konunun uzmanı olsaydım Islak İmza ve Kürt Açılımı'nın aslında çok da ayrı olaylar olmadığını bu yazıda ispatlar, biraz daha uzmanı olsaydım bu iki konuyu kıyamete bile bağlayabilirdim.
Ama ne yazık ki o kadar uzman değilim (!).


2 temas:
:) balon site olmusun :) Gercekler senin ütopyalarindan cok farkli ülkenin gazetelerini iyi incele shp baykal zamanlarini, orjinal imza diyen askeri yetkilileri at gözlügünü cikart artik
:) evet balon yorum olmuş :) (nesi komikse bunun) Gerçekler senin ütopyalarından çok farklı ülkenin gazetelerini sen de iyi incele, at gözlüğünü de sen çıkar artık
sana böyle yorum yapmak isterdim. fakat, papağanvari bir yorum olduğu için cevap yazmıyorum. ne diyorsun hiç anlamadım ki...
Yorum Gönder
Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.