Subscribe Twitter FaceBook

01 11 2009

Denemeler'e Denemeler 1 2


İmam Gazali, felsefecilerin tuhaflıkları (hataları) için bir kitap yazmış: "Tehafütü'l-Felasife" (felsefecilerin hataları)

İbn-i Rüşd de İmam Gazali'nin bu kitabını eleştirmek için bir kitap yazmış: "Tahafut'al-Tahafut". Yani Tuhaflıkların Tuhaflıkları.

Ben de, Montaingne'nin Denemeler'ine bir Deneme yapmak istiyorum. Ne demiş atalarımız: Deneme, denemeye, denemeden, deneme olmaz. (Atasözünün orjinali: Dil, dile, değmeden dil öğrenilmez)

1- Denemeler'i okudukça kimi zaman Şeyh Sadi'nin Gülistan'ında gülleşiyor, kimi zamansa Şeyh Sadi'nin Bostan'ında hıyarlaşıyordum. Çünkü bu kitap defalarca okuduğum Şeyh Sadi'nin kitaplarından öz olarak farksızdı. Özü çok sadeydi, sadeliğin ihtişamıydı; aşk dilinin evrensel olması gibi, sadeliğin de evrensel olmasıydı bu kitap.

Ve bu kitap kişisel kitapları okumamamın haklılığını gösteren bir kitaptı. Çünkü en güzeli doğallıktı, sadelikti. Bu kitap da çok sadeydi, doğaldı. İşte böyle durumlarda bir gül bahçesindeydim sanki...

Bazen de hıyardım... Çünkü Latife Hanım'dan beri ilk bir kez kitap okumuştum. 1,5 senede Denemeler'i bitiren bana bu çok önemli bir şeymişçesine Denemeler'in şu sözlerine sevinmekliğimdi, hıyarlığım.

Şu sözler:

"Ut omnium rerum sic litteram quoque intemperatis laboromus.
(Seneka)

Herşeyde olduğu gibi' okuma çabasında da ölçüyü aşıyoruz.

Tacitus, oğlunun aşırı bilim oburluğunu dizginliyen Agricola'nın anasını övmekte haklı. Öyle bir nimet ki bu, sağlam gözlerle bakılırsa, insanların bütün nimetlerinde olduğu gibi onda da doğal olarak bir hayli gereksizlik, güçsüzlük bulunduğu ve pahalıya da mal olduğu görülür.
(sayfa 337)"

2- Montaigne Demokrat değilmiş. Halkın oyuna güven olmayacağını "En önemli davamızı tutup bilgisizliğin, adaletsizliğin ve kararsızlığın anası olan halkın oyuna bırakıyoruz. Akıllı bir insanın, hayatını düşüncesiz bir sürünün oyuna bırakması akıl karı mıdır? s. 75"

Montaigne, Aysun Kayacı gibi düşünüyormuş. Olsun. Bu da bir sadelik. Aslında benim muhafazakar çevremde böyle düşünüyor. (Bunu daha önceden bu linkte yazmıştım)


3- 90. Sayfada Thales'in "Tanrı her şeyi sudan yaratmış bir güçtür" sözü, "biz her şeyi sudan yarattık" ayetini hatırlattı.

4- Kitabı okurken nedense şöyle bir düşüncemi yazmışım: "Solcu, eylem; sağcı, icraat insanıdır. İşin tuhafı, eylem de, icraat da aynı anlama gelen iki kelimedir."

5- Hesiodos: Ceza ile suç aynı anda doğar. Bir atasözü: Kötülüğün beterini, kötülük eden bulur. Bir örnek: Arı iğnesini batırdıktan sonra ölür. Mevlana'nın bir sözü: Avcı olma, av ol. Muhaber'in bir sözü (!): Sazlayacağıma, sazan olurum. Yani demek istiyor ki: Ekilmekten daha kötü bir şey varsa o da, ekmektir. Yani eken yerine, ekilen olmayı tercih ederim.

6- Her bir cümlesi "hedefi olmayan bir gemiye hiç bir rüzgar tesir etmez" sözü gibi "diyor ki" lik olan -ki "hedefi olmayan bir gemiye hiç bir rüzgar tesir etmez" sözü ilk kez bu kitapta geçmektedir- ki hangi cümlesini çizmeli ve not almalıydım?

Bi baktım kitabı benden önce okuyan "Talih ne kadar güler yüz gösterirse göstersin, ömürlerinin son günü geçmeden insanlar mutlu saymamalı kendini... ila ahir. (s.96)" kısmını çizmiş. Bu kısım bana göre kitabın en saçma yeriydi ve kesinlikle günümüz kız bloggerleriden birisi çizmişti.

Evet, ben kendi hoşuma giden yerleri çizersem hem Montaigne'den hem de yukardaki satırları çizen kızdan (kız olduğundan eminim) ayrışıyor ve ben oluyordum.

Böylece kitapta herkes farklı yerleri çizerek Denemeler'de kendisini bulabiliyordu... Benim bulduğum gibi. O yüzden 5. maddem -bana göre- hiç de saçma değildir.

7- "Sokrates, zalimler seni öldürüyor dediklerinde cevap vermiş: Doğa da onları... (s.95)"

Bu cevabı değil de, Sokrates'in "seni haksız yere öldürüyorlar" diye karısına "haklı yere öldürselerdi daha mı iyiydi?!" dediği diyaloğunu biliyordum ben. İki cevap çelişiyor mu? Çelişir mi bilmiyorum. Ama insan hiç olmazsa son anlarında karısına güzel bir sözler söyler ya, ne o, karısını bi bozmalık, bi bilgelik, bir efelik... Helal olsun Sokrates'e kazak bir abimizmiş.

İnsanlar böyle bazen tuhaf olabiliyor. Can cekişen dayım dedi ki: "hayatta her istediğimi yaptım. Çocuğum olmadı. Ama gene de bir evlatlık kızım oldu. Tek isteğim onu gelinlikle görmek." Dayımın bu sözlerine çok içerledikten sonra başka bir dayıma söyledim bu sözleri. Dayım ne dese iyi... "Nereden görecek düğününü. Yiğenim 10 yaşında. 22 yaşında evlense, daha düğününe en az 12 yıl var. Bakalım 12 gün yaşayacak mı?" Şüphesiz bu sözleri acısını bastırmak için diyordu.

Bir de şimdi, Montaigne'nin "örnekleri kitaplardan değil kendinizden verin" öğüdünü de gerçekleştirmiş oldum.

8- "Bir ülke varmış. Bu ülkede krallar öldükten sonra yargılanırmış. Çünkü kral hayatta olduğu zaman yargıyı etkiliyormuş. (s. 128)"

Değişik bir örnek geldi. Sonra bu örneği açmış da açmış. Ben de bir örnek biliyorum: Uzakdoğu'da bir ülkede, insanlar kötülük yaptıkları zaman, kötülükleri affedilsin, artılarla eksiler dengelensin diye, kafeslerdeki serçe kuşlarını satın alıp, onları salıyorlar. Kuşçular da, doğadan serçeleri yakalayıp geri kafese tıkıyorlar. Aslında iyilik yapmak isteyen insanlar, bu kötü çarkın dönmesine katkı sağlamaktan başka bir şey yapmıyorlar. İşte benim açılımım sadece "Aslında iyilik yapmak isteyen insanlar, bu kötü çarkın dönmesine katkı sağlamaktan başka bir şey yapmıyorlar" cümlesini kurabilmek. Bu örneği Montaigne bilseydi kesin kitabına alır ve ne ufkumuzu açan yorumlar yapardı?! Heytera yavrum be!!

9- Montainge diyor ki: "Dünya bir gündür, o da bu gündür." Bu sözü Kurtlar Vadisi'nde de duymuştum. Ben de diyorum ki: Dünya 3 gündür: Dün, bugün ve yarın.

Hatta bunun fıkrası da var.

Fıkrası:

Doktor: 3 Günlük süren kaldı.
Hasta: 3 Gün mü? Ühühühühühü...
Doktor: Ağlama kardeşim, 3 günlük şu dünya için ağlamaya değer mi?

Doktorluk ne kadar zor bir meslek ya... İnsanlara ölümünü söyleyen hakimler gibi. Aslında öğretmenlik de zor... Bir veliye çocuğunun okuyamacağını söylemek ne kadar or... Bunu öğretmenden başkası bilebilemez. (bu zorluk ayrı bir yazımın konusu olacak inşallah)

10- Notlarımın yarısına gelmişim daha. Üşendim. Devamı bir başka bahara.

4 temas:

papuç dedi ki...

Şimdi yazıyı beğenerek okdum uzun olmasına rağmen hiiiiç de sıkılmadım dicem,arkasından siz de yoruma cevaben ''bence de gıcıktı''yazacaksınız de korkyorum:)

Montaigne ve Aysn bacı bağlantısı enteresaaaan:)

5.maddede söylediğinizle de sizinde 8.maddede sözü edilenler gibi çarkın dönmesine yardım edenlerin arasında olduğunuz sonucuna vardım:P

"Dünya bir gündür, o da bu gündür." sözüne katılıyorum (gülmekten değil gönülden katılıyorum) bunun dışında sizin sözünüzde doğru sayılır ama yarının garantisi yok onun için ben hala Montaigne'nin sözünü geçerli sayıyorum:)

Yazının devamı olacağı güzel haber:) Sağlıcakla kalına...

muhaber dedi ki...

Bence de gıcık demem için, sizin gıcık demeniz lazımdı. O yüzden "bence de gıcık" demiyorum; "ben de yazarken hiç sıkılmadım" diyorum.

Sonuç yanlış. Ama 5'ten 8'e gidiş doğru. Yani işlem doğru, sonuç yanlış :P

Sizden sağlıcakla kalına, haşmetlu yorumcum.

Mustafâ-yı Râvî dedi ki...

Çok güzel yazmışsınız Muhaber Bey! Elinize ve dilinize ve zihninize ve bu işte emeği geçen ve geçmeyen bütün uzuvlarınıza sağlık.

Baksanıza, ben de müteveffâ Montaigne abiye atıf yapan bir kısa yazı yazdım. Bunu aslında Bekir Hocamın sitesine yorum olarak gönderecektim, ama şimdi vazgeçtim, çünkü dedim ki bunun sayesinde bir günlük blog yazısı daha kotarmak ve Bekir Hocamın sitesine de bağlantı vermek varken neden gideyim de hem adamın yazısına handiyse kendi yazısı kadar uzun yorum yapıp adamın kafasını da şişireyim, hem de bizim siteyi yazısız bırakayım, Google bizim siteyi geri plana atsın...

Amma yazı sitede yarın görünecek inşallah. Çünkü pirensip olarak günde birden fazla yazı koymuyoruz siteye.

Kız olsaydım yazdıklarınızın önemli bir kısmına "ay ömürsünüz Muhaber Bey valla" derdim, ama kız olmadığım için son derece kaba saba ve sakallı bir ormancıya şayan bir ses tonuyla şöyle diyorum (ki zaten şu anki takatsizlikten tıraşsız halimle tam o tipteyim): Muhaber ağabey, çok komik yazmışsın, helal olsun be abi. :)

Yazmışsınız ki:

"Bi baktım kitabı benden önce okuyan "Talih ne kadar güler yüz gösterirse göstersin, ömürlerinin son günü geçmeden insanlar mutlu saymamalı kendini... ila ahir. (s.96)" kısmını çizmiş. Bu kısım bana göre kitabın en saçma yeriydi ve kesinlikle günümüz kız bloggerleriden birisi çizmişti."

Hehehehe....

muhaber dedi ki...

:)

Yorum Gönder

Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.

Related Posts with Thumbnails