
İhtar:Konu başlığına ve resmine bakıp, konunun "su camuşu" olduğu düşünülmemelidir.
Bugün din k. dersinde kader konusu vardı. Anahtar kavramlar rızık ve ecel gibi kelimeler. Ne alakası var kaderle bunların?
Tahtaya bir oto yıkamacı çizilir. Karşısına bir oto yıkamacı daha çizilirken "bu oto yıkamacı yeni açılıyor" denilir. 2. Yıkamacı çizildikten sonra "1. oto yıkamacının geliri azaldı mı?" diye soru sorulur. Cevap "azaldı" olur. Yanlıştır cevap. Cevap, "kimse kimsenin rızkını yemez" olacaktı. İyi de "rızık" neydi? Bilmiyordu ki çocuklar.
"And içerim" derken "and içerim" in "yemin ederim" anlamına geldiğini bilmedikleri gibi, "özümden çok sevmektir" derken "kendimden çok severim" dediklerini bilmediği gibi...
Rızık, en yalın anlamıyla "gıda" demekti.
İkinci anahtar kavrama gelmiştik: "Ecel"
İnsanlar istediği zaman ölemezdi. Ve buna ecel denirdi. Çünkü insanlar istediği zaman doğamadığı gibi, istediği zaman da ölemezdi. İstedi zaman doğan çocuklara ise "fırlama" denirdi kültürümüzde.
Aynen böyle işledik dersimizi.
8'lerden çıktım. 7'lere girdim. Ünite "Ramazan ve Oruç" idi. Bilgi kutusunda, "Ramazan Ayı'nın neden her sene 10 gün geriye gittiği" konusu vardı. Anlattık. Sebeb-i hikmetine geldik.
Ramazan her sene 10 gün geriye çekerek, her mevsime uğrar. Böylece her mevsimde kendimizi sınarız. Van'da sınav kolayken, Antalya'da plajlardan uzak ve sıcakta sınav zordur.
Öyle ki,
Bir yaz yağmurunda, Antalya'nın ılık denizinde nefes borusu ve yüzme gözlüğü ile yüzerken, sırt, su yüzüne çıkarılır. Böylece açıkta kalan sırta, serin yağmur damlaları düşer, her birisi bir buz kırıcı işlevi görerek adeta sırtı parçalarken, insanın içi de bir tuhaf olup, gıcıklanır.

"İşte Antalya'da oruç tutmak bunlardan mahrum olmaktır" Derken sınıftan bir öğrencim demez mi:
"Hocam o kadar güzel bir tasvir ve betimleme yaptınız ki, aklıma hemen su camuşu geliverdi"
Sukunetimi korudum. Öğrenciyi ellerimle dövmek yerine, aklımla dövmeliydim.
"Benim saf arkadaşım!! Sadece sırt açıkta kalacak bir şekilde betimleme yaptım. Sırt haricindeki diğer azaları da tamamen suya gömmek için nefes borusu ve yüzme gözlüğünü özellikle söyledim. Yani, kafa da suyun içinde. Peki, mandalar yüzerken kafalarını suya sokabilirler mi?"
"Hayır öğretmenim. Kafaları daima dışardadır. Hem resimdeki buruna dikkatlice baktığımız zaman bu burun suyun içinde otomatikmen kapanacak bir sistemde yaratılmamış. Ama timsah ve gergadanların burunları kendinden ve doğal şamandıralı bir sisteme sahiptir. Böylece timsah ve gergedan gibi hayvanlar istediği gibi dalabilirler. Bu da Allah'ın ayrı bir hikmeti olsa gerek"
"Afferin. Az önceki saf sözünü geri alıyorum. Resim dedim de, sen yukardaki resmi bir camuş, bir manda sandın da böyle konuştun. Çünkü başta "konumuz su camuşu değil" lafımdan ön şartlanma yaptın."
"Evet öğretmenim"
Evet en baştaki resim, bir gergedan resmidir.
Ders bitti.
Ders notları: "Öyle ki" den itibaren böyle bir ders işlenmemiştir. Nasıl işlensin ki? Kelime haznesi yok bir defa. Biz kafamızı suya gömdükten sonra!!!
Resim kaynak, resim kaynak
5 temas:
Hocam çok keyifli bunları okumak:)
Öyle ki den sonrası olsa asıl şahane ders olurmuş.
yüksek ökçe'ye:
sizin de yorumlarınız çok keyifli. yorum için teşekkür ederim.
seyyarat'a
sağolun, varolun... beni var eden sizlersiniz :)
Selâmun aleyküm Muhaber Bey!
Kafayı dil ve din meseleleriyle bozmuş bir kimse olarak benim çok ilgimi çekti bu yazı.
En çok ilgimi çekeninden örnek bir paragrafınız:
...
"And içerim" derken "and içerim" in "yemin ederim" anlamına geldiğini bilmedikleri gibi, "özümden çok sevmektir" derken "kendimden çok severim" dediklerini bilmediği gibi...
...
Çok güzel temas etmişsiniz.
Bu, çocukların suçu değil, sırasıyla şu zevâtın suçu: 1. Türkçeyi hafifleten dil darbecileri ("dil devrimcisi" havalı pâyesine lâyık görecek değildim ya bunları), 2. ilim ve kültürlerini, dolayısıyla kelime haznelerini, okuyacakları eski muazzam eserler sayesinde yeterince geliştirerek ve gençlere bu hususta yardımcı olarak dil darbeciliğine karşı mücadele etmek görevini yerine getirmeyen bütün okumuş büyükler ve 3. güncel dili ve konuşulan Türk dilinin gerçeklerini anlayamıyormuş gibi saçma sapan dinî metin çevirileri yapan veya yazılar yazan din âlimlerimiz.
Meselâ en temel ifadelerimizden olan besmele'yi anlayana kadar yıllarım geçti. Epey bir Arapça öğrenmem gerekti.
"Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla..."
Haaaa, çok anladım?!
Oysa bismillâh ir [yani: el-] rahmân ir rahîm ifadesi şöyle çevrilebilir, şimdiye kadar bulabildiğim en doğru ve anlaşılır çeviriyle:
"Bütünüyle şefkatli, çok şefkatli Allah'ın adıyla..."
Er-eRahmân kelimesi "bütünüyle şefkatli", "bütünüyle merhametli" ve er-rahîm kelimesi de "çok şefkatli", "çok merhametli" ("the" very merciful one) biçimlerinde çevrilebilir.
Kelimelerin başındaki el- takısının onlara "belirlilik" ve dolayısıyla bir bakıma "mutlaklık" anlamı kattığı hatırlanmalı.
Ve "huver-rahmân ur-rahîm" ifadesi gibi Kur'an ifadeleri de bu durumda şöyle çevrilebilir, yine düşünebildiğim ve bulabildiğim en iyi çevirilerle:
"Bütünüyle şefkatli olan, çok şefkatli olan, (sadece) O'dur."
Veya:
"O, bütünüyle şefkatli'nin, çok şefkatli'nin ta kendisidir."
Yine şefkat yerine merhamet de diyebilirdik, yukarıdaki besmele çevirisinde olduğu gibi.
Kolay gelsin, çocuklara meramınızı ve rabbimizden gelen risâlâtın (mesajların) meramını anlatabilmeniz duasıyla. Selâmetle kalınız.
Aleyküm Selam Mustafa Ravi Bey :)
Bugün Google Analiz'e baktığım zaman sayfalarımın epeyce kurcalandığını anladım ve "bir okuyucu daha gelmiş" dedim, siteye girdiğimde de sizi gördüm ve mutlu oldum. Çünkü yorumlar beni mutlu ediyor...
Besmele'yi 4. Sınıflarda ilk konu olarak veriliyor. Geçen hafta, besmeleyi 4'lere verdikteen sonra sınıf öğretmeni gelmiş, birleşik kelimeleri anlatmış, örnek istemiş, bir öğrenci de örnek olarak "bismillahirrahmanirrahim" demiş :). öğretmen arkadaşım teneffüste yanıma geldi, anlatınca da gülüştük. Şöyle: :) (:
Besmele'nin anlamını şöyle veriyorum: "Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla"... "Olan" demiyorum. Çünkü "olan" denildiği zaman Allah için bir oluş ortaya çıkar. Allah, Rahman ve Rahim sonradan oldu gibi bir şey ortaya çıkar.
Sonra da Rahman ve Rahim'i açıklıyorum. Rahman ve Rahim bir iki kelime ile anlatılacak şeyler değildir. Arapla bile bunları bir iki kelimede anlatamaz.
Yani Arap da "Bismillahirrahmanirrahim"i bir cümlede açıklayamaz, biz de hemen hemen aynı meali olan "Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla" yı bir cümlede açıklayamayız :)
Bununla beraber sizin açıklamalarınız çok aydınlatıcı, teşekkür ederim.
Yorum Gönder
Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.