Dedem, Adana şalvarı giyerdi. Ben de merak ederdim hep, "şalvarın sarkan kısmında ne var?" diye.
Dedem bir akşam bize geldiğinde, arkasına geçip, şalvarın sarkan kısmını tutup "dede, burda ne var?" demiştim.
Dedem beni küçücük evde kovalamaya başladı. Salonun girişinde yakaladı beni. Kafama bir tokat attı. Bu tokatla başım yarılmış ve bilmem kaç dikiş atmışlardı...
Ben hastanedeyken hala kızgınlığı geçmemiş ve demiş ki: "o benimkine elledi. o gelince ben de onunkine elleyecem"
Dedem üzülmemiş bile, sonra da beni hiç sevmedi... Gerçi öncesinde de hiç sevdiğini hatırlamıyorum...
Damada kendisini yenenlere küserdi. Babaannem, çayına şeker yerine tuz koyunca, bir sillesiyle yere serilmişti.
Hatta dedem, nefs-i müdafadan birisini öldürmüş ve bir kaç yıl hapis yatmış....
İşte bu dedem, yatalak olduğunda eline kolonya döktüğünde beni sevmişti. 9 Yaşındaydım....
Sonra, son sözleri şu olmuş:
"Buralar yemyeşil... Hadi siz de gelin."
Nerden hatırladım bunları şimdi?
Aynaya baktım az önce.
Hırıflediğimi gördüm. "Öleceğim" aklıma geldi...
Aynalar... Ki karşısında sadece kendini öpebilirsin... Artık kendimi bile öpemiyorum.... Dedim ya.... Hırıfleyiğim...
Not: "hırıflemek" Hatay ağzında "koca herif olmak" anlamındadır.
Resim kaynak
4 temas:
Allah rahmet eylesin, ne güzel bi ölüm..:)
amin :(
hatay'ın bazı yörelerinde "hırıfliyegim" diye de kullanılır sizin "hırıfleyiğim" diye kullandığınız kelime.
evet doğrusu o şekilde olacaktı... sağolun ikazınız için... doğma büyüme ankara olunca, böyle oluyor :( ama annem babam hataylı...
Yorum Gönder
Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.