TANRI
Bugün 4/A sınıfında, Kelime-i Tevhit konusunu işliyorum. Önce, tahtaya kelime-i tevhidi yazıyorum: La ilahe ilallah. Sonra da, ilahe'nin altını çizerek, altına, "tanrı" yazıyorum; tanrıdan önce, "Allah'tan başka"; tanrıdan sonra da "yoktur" yazıyorum. Böylece, "La ilahe illallah" yazısının altına, "Allah'tan başka tanrı yoktur" meali de yazılmış oluyor.
Sonra bir öğrenci soruyor: "Öğretmenim, tanrı demek günah değil mi?"
Ben de sınıfa sesleniyorum: "Çocuklar, tanrı demenin günah olduğunu düşünenler parmak kaldırsın."
28 Kişiler. 4 Kişi hariç, parmak kaldırıyor.
muhaber: Çocuklar, ellerinizi indirin. Üniversite okurken, bankamatik kartımı bir gün makinada unutmuşum. Arkadan benden bir kaç yaş küçük bir kız bana "bayım, kartınızı makinada unutmuşsunuz, bayım!.." diye seslendi...
Çocuklar: Bayım mı? Puhahaha...
muhaber: Garip geldi değil mi?
Çocuklar: Evet, hem de komik... bayımmış...
muhaber: Bana komikliğin yanında bir de soğuk geldi.
Çocuklardan birisi: Öğretmenim, "dayım" deseydi hiç olmazsa...
muhaber: Evet o daha sıcak gelirdi. Ama, o kadar da yaşlı değilim. Değil mi?
Çocuklar: Öğretmenim siz ne dediniz?
muhaber gülerek: Ne diyecem?! Teşekkür edip kartımı aldım. (Bunu gülerek söyleme sebebini yazımın sonunda yazacağım). İnsanlar istediği gibi seslenebilir.
Çocuklar, şimdi sorumuza geri dönelim. Tanrı demek, elbette günah değildir. İnsanlar istediği gibi diyebilir. Yalnız bana, "Tanrı" kelimesi pek sıcak gelmiyor; o kadar. Çünkü alıştırılmamışım "tanrı" kelimesine. Sizin alıştırılmadığınız gibi... Bayım kelimesine alışmadığımız gibi... Kimbilir bazılarına da "Allah" kelimesi soğuk geliyordur. Bu bizi ilgilendirmez. Ama insanlar "sen, tanrı diyorsun" diye, ya da, "sen Allah diyorsun" diye başkalarını yargılayamaz değil mi?
Çocuklar: Eveeetttt öğretmeniiimmm
muhaber: Mesela ben geçen annemle konuşurken, ağzımdan "tanrı" kelimesi çıkınca, annem "sus!" bir de hoca olacaksın" demez mi?
Çocuklar: Eeee?!
muhaber: Anneme "anne senin Tanrı'n kim?" diye sordum. O da "Allah" deyince; ben, "anne, o zaman Allah'a tanrı demenin nesi günah?" demiştim de, annem cevab (!) verememişti. Şimdi aynı soruyu sizlere soruyorum. Sizin Tanrı'nız var mı?
Çocuklar: Var.
muhaber: Kimdir Tanrı'nız?
Çocuklar: Allah.
muhaber: Allah'dan başka Tanrı var mı?
Çocuklar: Yok.
muhaber: İşte bunun Arapça'sı, la ilahe illallah'tır. Tamam mı?
Çocuklar: Tamamdır.
Dersimin 5-10 dakikası üç aşağı 5 yukarı böyle geçti.
ALLAH
Geçen Kadir Gecesi'nde rastgele gittiğim camide, teravih çıkışı, Nakşi zikri varmış. İlk kez Nakşi zikrine katıldım. Takva Filmi'nde gözüktüğü gibi, vurdulu kırdılı bir zikir değilmiş. Hatta bir ara Takva'daki zikir sahneleri aklıma geldiğinden güleceğim bile gelmişti. Gayet sakin ve derinden gitti zikir.
Bir ara sadece "Allah" denildi. Kaç kez "Allah" lafzını tekrarladık hatırlamıyorum. Ama, bana değişik geldiği kesindi. Sadece, "Allah" demek çok orjinal geldi.
Allah
Allah
Allah
Allah
Allah
Allah
.....
.....
.....
Bu şekilde oldukça sessiz ve içte, onlarca kez...
Neden orjinal gelmişti? Cevabını buldum: Allah kelimesini hiç yalın kullanmamıştım bugüne kadar. Hep "Allah acil şifalar versin; Allah razı olsun; Allah bağışlasın; elhamdulillah; bismillah; Allah sahiplerine bağışlasın; kör istedi bir göz; Allah verdi iki göz" ve benzeri deyim, dua ve atasözlerinin içinde kullanmıştım Allah'ı.
Allah'ı sanki, bir genel verici gibi; biz, alıcı gibi tekrarlayıp durmuşum. "Ya rabbena, hep bana" derken Allah kelimesini kazma misali hep kendime biçmişim. Allah' kelimesini özlü sözlerde, kalıp dualarda kaybettiğimi gördüm. Halbuki öz, Allah'ın ta kendisiymiş...
Sadece "Allah" demek, hiç bu kadar sıcak gelmemişti. Bir hüşü (konsatre) yakalamıştım. Konsatrenin sebebi değişiklikti. Zaten bu yüzden değişik gelmişti :).
Açılıyordum. Daha değişik düşünmeye başladım:
Leyla'nın patronuyum. Kendisininin ismini, her zaman bir istek içinde telaffuz ediyorum.
muhaber: Leyla, bana bir su getir.
Leyla suyu getirir.
muhaber: Teşekkür ederim Leyla. Sen de olmazsan ne yapardım ben? Bir de bana, şundan 10 fotokopi çeker misin Leyla?
Leyla fotokopileri getirir.
muhaber: Sen bir tanesin Leyla. Leyla, hastaneyi arayıp randevu alır mısın bana? Hastayım da...
Leyla randevuyu alır.
muhaber: Leyla, senin sayende yaşıyorum.
Leyla ismi, böyle-böyle daima bir istek içinde geçiyor. Hiç Leyla'yı görmüyorum.
Birden, sadece "Leyla" demeye başlıyorum. Leyla ile göz göze gelip sadece "Leyla" diyorum. Leyla'yı farkediyorum. Farkediyorum ki, "Leyla" ismi benim için artık daha farklı :)
Ve mutlu son: Leyla'ya aşık olup, ben O'nun kulu kölesi oluyorum.
Zikrimin 5-10 dakikası bu tür iç konuşmalarla geçip bitiyor.
Şimdi notlar:
Not 1: LeylaLI iç diyaloğumda, ilahi aşka kavuştuğumu iddia edecek kadar aptal değilim. Daha adam gibi namazlarımı kılmıyorum. Benimkisi Yahya Kemal hesabı... Yahya Kemal ömründe bir defa namaza gitmiş. O da Süleymaniye'de bayram namazıymış. Tam namaz kılacağı sırada ilham gelmiş. Namazı bırakmış. Muhtemeşem "Süleymaniye'de Bayram Namazı" adlı şiirini yazmış...
Not 2: Bu son yazdıklarımın, yazının başındaki "Tanrı" alt başlığı ile alakası nedir?
Alaka şu: Tanrı kelimesinin kullanabilirliğini savunmama rağmen "Tanrı" diye zikir çekeceğimi hiç sanmıyorum. Zaten tanrı, Allah kelimesinin değil, "ilah" kelimesinin karşıtıdır. Ki en başta "ilah" kelimesinin altını çizmiştim. Gene ki: İlah diye Araplar da zikir çekmez :)
Not 3: Çocuklar "kıza ne cevap verdiniz?" diye sorduklarında gülmüştüm. Çünkü o an aklıma, aslında "senin bayım diyen dillerini yirim" diye cevap vermem aklıma gelmişti. Elbette bu cevabı öğrencilerime söyleyemezdim.
Not 4: Sonra kelime-i şehadete geçtik. Bir öğrenci kelime-i şehadetin anlamını şöyle okudu: "Allah'tan başka ilahi olmadığına, ve Hz. Muhammed'in de O'nun ilçesi olduğuna...."
Not 5: Tabii ki "senin bayım diyen dillerini yirim" demedim kıza... :P (dil çıkarma simileyi)
13 temas:
çok güzel yaaa, Allah secdelerden ayırmasın inşaallah.
Allah, Allah, Allah, Allah,Allah...
*
en son ilçe'de koptum ben.
vesselam.
Hocam senin gibi hocaların sayısının artması gerekiyor.
@uragan
sizi biliyordum. bloğuma gelmeniz ve yorum yapmanız beni çok memnun etti. teşekkürler...
@orpen
teşekkür ederim. utanma smileyi :)
esselamu aleikum ve rahmetullahu ve berakaituh!
hocam benimde merak ettiğim bi konuya açıklık getirmişsiniz Allah razı olsun!
güzel yorumunuz içinde ayrıyetten teşekkür ettim :)
vesselam!
Aleyküm selam. Allah sizden razı olsun. Asıl ben teşekkür ederim :)
askerde tanrı kelimesine karşı bir tepki olarak yemek duasında "tanrımıza hamdolsun" yerine koro halinde "allah'ımıza hamdolsun" derlerdi.
elbette tepkinin haklı ve haksız yanları var. kelimeyi tevhidi açıklarken nasıl kullanmak zorundaysan tanrının da allah'ın da söyleneceği yerler var.
tanrı ve ilah kelimelerini temsilen büyük bir çember çizip insanların inandıkları tanrıları da çemberin içine yazdığında kelimelerin işlevleri açığa çıkacaktır.
Hocam güzel ve samimi bir yazı olmuş zevkle okudum.
Ayrıca Allah adı evrenseldir. Tanrı adı Türkçe'dir. Herkesin Allah demesinden yanayım çünkü İslamiyete inananların ortak bir dili olması ve buna sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bu dilde çennet dili Arapçadır.
sadece Allah'ın ismini tekrarlarmak...Leyla'dan sürekli birşeyler isterken, Leyla kaldığında geriye aşık olmak...süperdi.Allah hepimize Allah aşkı nasip etse.
bugün girdim ilk kez sitenize.çok güzelmiş. sevgilerle.
@medyatiki
askerde de bizim bir çavuş "Allahımıza" deyince, yüzbaşı biz çavuşları aramızda toplamış ve "Allah'ın 99 adı vardır. Onlardan birisi de Tanrı'dır." diye nutuk çektikten sonra, bana dönerek "öyle değil mi?" diye sormuştu. Tartışacak bir ortam yoktu. Emredersiniz anlamında "öyledir" dedim.
Halbuki bana göre Tanrı, Allah'ın 99 adından biri değil; Allah, benim tanrımsa, benim Tanrımın da 99 adı vardır.
sonra, çember fikri güzeldi ;)... sağolun
@erkan
aynı şekilde düşünüyoruz. Allah evrenseldir; Türkçe konuşan Türkiye Hhristiyanları ve, Yahudileri bile Allah diyor. O kadar evrensel ki, gayr-i müslümler de Allah diyor. İngilizce'ye de çevrilirken çoğu zaman Allah diye çevriliyor.
@arzu pinar
amin...
efendim çok teşekkür ederim. sevgi ve saygılar benden
hocam iyi demişsin hoş demişsin ama fatih müftülüğü böyle demiyor.
ben fatih müftülügüne bizzat gidip hristiyanların tanrısı ile müslümanların ALLAH aynı mı diye sordum.müftülükteki yetkili hayır dedi.konuşurken ben, misal kalem biz kalem dioruz onlar pencil diyor ne farkı var dedigimde onların tanrı dedigi varlıkta şirk var yani Tanrı'ya ait bir oğul var ama müslümanlıkta böyle bir şey yok.ki bana da oldukça mantıklı geldi.
@kadir
müftülüğe itirazım yok. fakat ben dedim ki: Türkçe konuşan, Türkiye Yahudileri ve Hristiyanları da "Allah" diyor. Aynıdır demedim ki...
Hocam, dinsel konular dahlinde Tanrı ya da Allah farklılığı çok da önemli değil gibi söylediğiniz gibi, kimisine Tanrı kimisine de Allah kelimesi sıcak gelebilir lakin özellikle Felsefe ya da Sosyoloji disiplini bağlamında geçecekse Tanrı ya da Allah kelimesi bunun Tanrı olması gayet normal keza Gök Tanrı'dan tutun da, Yer Tanrısı, Aşk Tanrısı, hatta Lost seyrettikten sonra öğrendiğim şimdi burada ismini saymanın zor olduğu 100 lerce Tanrı var. Bunlara hem bilimsel olarak hem de İslama inananları rencide etmemek için tanrı demek daha uygundur. Çünkü Allah Semavi inlerin tanrısıdır ve Aşk tanrısına Aşk Allahı demek hem inançlı insanları rencide eder hem de bilimsel olarak legalize çoğaltmak Tanrı kelimesi ile daha normaldir.
Kısacası iki kelimeden birini kullanırken seçimi konu bazlı yapmak en doğrusudur. Felsefe ve Sosyoloji dahlinde konuşurken Tanrı, din referanslı (Semavi dinler ) konuşma ya da tartışmalarda Allah demek gerek diye düşünüyorum. Gerçi müftülükten Hristiyanların tanrısı Allah değil onlar çocuğu olan bir Allaha inanıyorlar denmiş ama bence bu da yanlış. Keza şöyle demeleri daha mantıklıydı... İslama inananların inandıkları hristiyanlık şu an kendilerine hristiyan diyenlerin inandıkları değil dolayısıyla Allah hristiyanların da Tanrısı ama şu anki hristiyan olduğunu iddia edenler Allahın tanrısı olduğu semavi dinlerden biri olan hristiyanlığın mensupları değiller. Mevcut hristiyanların Allahın gönderdiği hristiyanlık ile ilgileri olmaması Allahı hristiyanlığın Tanrısı yapmaktan çıkarmaz.
Bu yazdıklarım "İslama inananların, Allahın ilk gönderdiği sonradan bozulmamış olan Hristiyanlığa ve onun Kitabı İncil'e ve yine Hz. İsa'ya inandıkları" varsayımı bilgisi temelinde yazıldı. Böyle de değilse onu öğrenelim sizden.
Yarın müftülük için başvuru yapacağım :))
muhterem hocam,
bu feyizli açıklamalarınızla, gönlümüze bir inşirah, aciz idrakimize bir izan geldi...:))
Allah razı olsun...
Yorum Gönder
Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.