Tevhid-i tedrisat (öğrenim birliği) devriminden sonra, tevhid-i hutbe (hutbe birliği) yaşadık. Son bir kaç yıldır, tüm camilerde aynı hutbe okunuyor.
Van'da soyu tükenmek üzere olan eski nesil mollalardan birisinin bir hutbesini hatırlıyorum:
"Bu hafta hakkımda tahkikat (soruşturma) vardır. O yüzden resmi hutbeyi okuyacağım; hakkınızı helal ediniz. Bu haftaki resmi hutbemiz "temizlik" hakkındadır.
Temizlik bildiğiniz üzere ikiye ayrılır: Maddi ve manevi temizlik.
Maddi temizliği zaten hepiniz bilisiz... Abdest almak, güsul abdesti almak falan filan işte...
Ama manevi temizliğe gelince... -burda bağırıyor- O PUTLARIN ÖNÜNE ÇELENK KOYANLAR MANEN TEMİZ OLAMAZLAR!!!"
Böyle provakatif hocalarımız için tevhid-i hutbe, hayırlı olsa da, çok fazla hayırlı olmayan, son yıllarda yeni bir adet daha başladı: Teravihlerde sadece namaz surelerini okumak (tevhid-i kıraat).
Namazda huşuyu (konstreyi) bir türlü yakalayamıyorum. Namazda, çeşit çeşit şeyler aklıma geliyor. Huşuyu sağlamanın bir vesilesi de, her rekatta ayrı şeyler okumakmış. Bunun da sebebleri, değişiklik ve okuduğu şeylerin anlamını düşünerek farklılık oluşturmak olmalı...
Her ne kadar, ilahiyatta okurken dinden çok dinci olan bir tefsir profumuz "namazda okunan şeyleri düşünmemek daha faziletlidir" dese de, ben okunan surelerden daha anlamlı düşünecek bir şey bulamıyorum; o prof. buluyormuş demek ki..
Profu es geçersem, Seyyit Kutup'a geleyim. Seyyit Kutup, Fi Zilal'il- Kuran (Kuran'ın Gölgesinde) adlı tefsirinin ilk cildini sadece Fatiha'ya ayırmış. Seyyit Kutup'u da es geçelim. Hz. Ali diyor ki: "Fatiha'nın tefsirini yazsam ve yazdıklarımı bir deveye yüklesem; deve, yükünü kaldıramaz."
Şuraya gelecem: Hz. Ali değilim, Seyyit Kutubum da değilim. Hele namaz surelerinden daha üstün bir şey düşünecek, ilahiyat profu hiç değilim (!). Namaz surelerinin anlamını iyi-kötü biliyorum. Hep namaz sureleri okununca hüşum bozuluyor ve aklıma başka şeyler geliyor. Namaz sureleri yerine başka ayetler/sureler okunsa hiç olmazsa yarım-yamalak arapçalamla okunanları çözmeye çalışır ve belki biraz düşüncelerimden arınabilirdim...
Aklıma neler geliyor? Aç kalmaktan ibaret olan orucumdan sonra, teravihe gidiyorum. Sonra bu düşüncelerim sayesinde yat-kalka dönüşen namazımda da aklıma Hz. Muhammed'in ihtarı geliyor: "Namaz, müminin miracıdır"
Sonra aklıma mirac geliyor. 7 kat göğün (atmosfer) üstüne 7 kat daha koyan Allah'ın katlarını geçen mirac. Ve miracın dönüşünde Hz. Muhammed'in yatağını sıcacık bulması...
Bir an aklım almıyor. Fakat sonra aklıma sabah namazlarım gelince, aklım almaya başlıyor. Namaz sonrası yatağım hala sıcacık. Demek ki namazımı çok hızlı kılmışım... "Namaz, müminin miracıdır" hadisine mazhar oluşum...
Namazda güleceğim geliyor... Sonra başlığımı hatırlıyorum: Teravih kısaları. Kısa kesiyorum. Yarın çok değişik bir başlıkla buradayım: "Teravih Kısaları 2" Teravihten sonra yazacağım ki, aklıma yeni şeyler gelsin...
4 temas:
Namaz, müminin miracıdır" hadisine mazhar oluşum...
hahaha
o nasıl bir düşüncedir; namazda surelerin anlamını düşünememek!!??
ne düşünecez peki? niye okuyoruz o zaman? yani şu 2 soruyu kendisine soramamış mı o adam?? ne tipler var ya..
ben mesela böyle bir insanla aynı hesaba çekilmeyeceğimi düşünürüm. Çünkü belli basit şeyleri bile düşünmekten aciz, kapasite 0 gibi bişiy, ya biz?? anlayıp anlayıp tersine gitmek daha bi ayıp..
tevhid-i hutbe olayına kesinlikle karşıyım. bölgesel farklılıklar bir yana imamların yorum ve özgürlüklerini kısıtlayan bir uygulama bence.
yani huşu mevzusunu ben okunan ayetlere bağlayamam. o ayetlerin anlamını bilen var, bilmeyen var di mi ama?
huşu, Allah ile olan yakınlığındır. Ona ne kadar yakınsan, muhabbetin o nisbette çoktur. Huşu da muhabbetten sonra gelir. Muhabbet olmayan yerde huşu ne gezer...
vestanbul, çok güzel buyurmuşsunuz ;)
Yorum Gönder
Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.