Kurs Yıkıldı: 18 Can Karşılığı
1- "Din Hayattır" meşhur bir söz. Evet can alan din değil elbette.. Fakat din insanlar içinse, dini hayat, ölüm sebebi değil, hayat sebebi olmalı.
1 Ağustos 2008.. Konya Balcılar beldesinde, gaz sızıntısının patlaması sonucu çöken binada, 17 küçük kız ve 1 hoca öldü..
Hiç bir veli şikaetçi olmadı. Bırakın şikayeti, Kur'an Kursu olduğu bile ispatlanamıyor. Halbuki haberi duyar duymaz, burayı bilmediğim halde Süleyman Hilmi Hoca'nın bir yeri olduğunu hemen anlamıştım.
Peki neden bizimkiler (bizimkiler diyorum. Çünkü benim ailem ve çevrem Süleymancı olmadığı halde, bu şikayetsizliği pek beğendi. Neticede benzer tandansa sahipiz) şikayet etmedi? Bunu bizden birisinden başkası tam anlamıyla anlayamaz...Evet şikayetsizliğimizi anlayamıyorlar... Şikayet etmeliydiler diye tartıştığım bizimkiler de beni anlamıyor...
Neden şikayet etmediler?
Cevap basit; bir kelime: Mağdurluk.
Bizim cemaatler, büyük gözükmeyi sevmez. Bu yüzden cemaatlerin kurumları bir dernek, şirket, vakıf ya da çatı altında toplanmaz. Cemaatlerin kurumları yöreseldir. Yani, bir yerdeki yurt, kurs, dersane ya da okul o bölgede faaliyet gösteren bir dernek, şirket ya da vakıfa bağlıdır.
Bunun sonunda da, herhangi bir kaza veya belada ilgili küçük dernek muhatap olur. Bu küçük dernek de, mağdurların bizzat yönetiminde olduğu bir yer olduğu için kimse şikayet edemez.
Bağlıca Kuran Kursu'ndaki mağdur velilerin bir çoğu bu minimize edilmiş vakıfta ya yöneticidir, ya mütevillidir, ya da bunların dostudur. Böylece istesler de şikayet edemezler.
Bir an, aynı yıkımın bir cemaat ya da tarikatta değil de, devlete bağlı bir yibo, yurt ya da okulda olduğunu düşünelim. Mağdur veliler, gene çocuklarımız şehit oldu diye devletten tazminat için şikayetçi olmayacaklar mıydı? Elbette olacaklardı.
Peki bu veliler, devleti, cemaatlerinden daha mı az seviyorlardı? Bizimkiler dediysem, cevabını ben vereyim: Devletini, cemaatleri ve tarikatları kadar severler. Fakat gene de, şikayetten dur olmazlardı. Çünkü devlet güçlüdür.
İşte cemaatlar ve tarikatların yapıları bir çatı altında toplansaydı, cemaatler de güçlü olacağı için eminim ki, veliler çatır-çatır şikayetçi olacaklardı...
Bir de, velilerin "çocuklarımız şehit oldu. Balede ölselerdi daha mı iyi olcaktı?!" tesellileri var ki... Ne desem bilemiyorum.
Çocuklar zaten reşit olmadığından değil Kur'an kursunda, bir bale kursunda olsaydılar bile cennetlikti zaten...
Evet boşverelim çocukları, yeter ki müesselerimize halel gelmesin (!). (not benzer bir yazı için tıklanıla)
Son bir soru ve cevap.
Bir Soru: Kuran kursu olduğu neden ispatlanamıyor?
Bir cevap: Bir başka bahara bunun cevabı...
2. 50 çocuk Zekai Tahir Burak'ta son bir ayda öldü.
"Sağlık da hayattır."
8.8.08
|
Etiketler:
ALMANAK 2008
|



4 yorum:
Hocam bize yorum yapacak bir durum bırakmamışsın.Herşeyi çok güzel özetlemişsin.Böyle hassas konularda herkesin ahkam kesmesi de doğru değil.Konu hakkında sizin gibi bilgili olanlara her zaman itibar etmek lazım.
"Neticede benzer tandansa sahipiz"
hocam noluyo tandansların benzeşmesi falan..!! :D
yoksa uyuryazarım da geceleri kalkıp muhaber'de yazıyorum. İnsan kendi laflarını başka bi yerde görünce garip hissediyomuş..mmm nasıl desem; biraz mağdur biraz mahsun biraz mutlu biraz muteyakkız biraz müphem biraz mayhoş biraz müşteki biraz müstamel biraz müsterih biraz müşevveş biraz müşerref biraz müşkülpesent, e birazcık da müthiş müşşekkir...
@ arti
neticede sen ve ben de benzer tandanstanız... ama ben senin benzer tandas linklerinde yokum :((
şöyle bir deyişim var: referansa değil, frekans önemlidir..
aslında tandans yerine frekans mı deseydim... çok mu kıcığım ?
evet, haberlerde yurdun cemaatle ilişkilendirildiğine rastlamadım ama ben de anlamıştım ve velilerin şikayetsizliğini de anlıyorum; ama süleymancıların o kurslardaki eğitim anlayışını asla anlamıyorum. tam bir "kapalı cezaevi" anlayışıyla eğitim öğretim yapılıyor ve ordan çıkan çocuklar normal hayatta sudan çıkmış balığa dönüyorlar. o kurslarda eğitim gören çok sayıda insanın sonradan büyük ahlaki sorunlar yaşadığını gördüm.
Yorum Gönder