Subscribe Twitter FaceBook

25 08 2008

Bir Yıldızlı, Beş Yıldızlı Otel Hikayeleri

Şaban'ın orta direk filminden bir itiraf ile başlıyordu yazı:

"İki ineğimiz var. Her birisi günde 25 kg süt verir. Günde 100 kg süt satarız".

Ve devam ediyordu yazı:

Şimdi de zamanında inşaat bekçiliğimizi yapmış bir gariban abim, bana ve abilerime anlatıyor.

"Kurban bayramının arefesi (öncesi) inşaata lüküs bir arabadan kıranwc (1) giyimli iki kişi indi. 'Ağalar nerde?' Dedi. Ben de size ve abilerinize her zaman 'ağalar' dediğim için 'ağalar' hitabından sizi tanıyor sandım. 'Aşağıdalar' dedim. 'Biz de aşağıdan geliyoruz. Ağalara borcumuz vardı. Onu bırakacaktık. Sana bıraksak olur mu?' dediler.

- Olur.

- Hıım... Sen gariban birisine benziyorsun. Kurban kesebiliyor musun bu yıl...

- Evet abi garibanım. Ağalar akşama kurban ikramiyesi bırakmazsa, nerden keseyim ağabey ?!

- Tamam o zaman. Kurban parası da verelim sana. Yalnız sana 5000 mark bırakacağız. Ağalara borcumuz 4000 mark. Üzerimizde de Türk parası yok, marklar da hep binlik. Senin kurban da 300 mark etse, senin bize üstüne 700 mark karşılığı tl vermen gerekir. Var mı o kadar paran?

- Yok ağabey... Fakat şu yan komşudan bir koşu gidip borç alıp geleyim.

- Tamam. İnanmazlarsa paraları da al, göster komşuna.

- Allah razı olsun abim.

Bekçimiz, markları komşuya acele ile göstermiş, 'ağalar gelince parayı bırakacağını' söylemiş; komşudan parayı alıp üstünü vermiş.

Sonra abim, 5000 markı istemiş. Fakat markların Afrika ülkesine ait bir para olduğunu görünce, bekçiye zaten adet olan kurban parasını da vermiş, komşunun borcunu da... O gün aynı şekilde bir çok inşaat bekçisini dolandırmışlar...

Bir benzer hikaye de şöyleydi yazıda:

Bir başka inşaatta çalışan, gene gariban bir bekçi anlatıyor:

" Mütahitim eski milletvekili, eski hafız, eski ilahitatçı ve çok zengin bir adamdı. Ayda yılda bir inşaata uğrardı. Kurban bayramına az kalmış hala uğramamıştı. Bu sırada adet olduğu üzere bekçi arkadaşlarım mütahitlerden kurban ikramiyelerini çoktan almıştı. Tam ümidi kesmek üzereydim ki, arefe günü mütahit geldi.

- Hocam hoş geldin.

- Hoş bulduk.

- Hocam bayramınız şimdiden kutlu olsun. Biliyorsunuz, bu sene kurban kesemeyeceğim. (aklım sıra kurban parası istiyorum)

- Ben Diyanet İşleri Başkanı sayılırım (aynen bu ifadeyi kullandı). Sana kurban düşmez. Üzülmene gerek yok.

- Allah razı olsun hocam.

...Ve yazı bitiyordu:

Başlığım nasıldı: Bir yıldızlı, beş yıldızlı otel hikayeleri

Bunun hikayesi yok. İlerde birileri, bir yıldızlı bir otele "beş yıldızlı otel" adını koyup, birilerini dolandırırsa hiç şaşırmam.

...Ve yazı şöyle bitti:

"Define Avcıları = Umut Avcıları" Adlı yazımdan sonra, Google Analiz'e göre bir çok kişi "define, define işareti, defineci" vb anahtar kelimelerinden, benim sitemi bulmuş. Şimdi de dolandırıcıları bekliyorum...

1: Kırantuvalet nasıl yazılır bilmiyorum da... Hatta bazı ilahiyatçı meslektaşlarım olsa kesin 'kıranvavcim' derlerdi. Ya da tiki kankalarım olsaydı 'kıranlavabo derlermişim...







2 temas:

Ankara Otel dedi ki...

O garibanlara üzüldüm, şu zamanda herkes birbirini dolandırmaa peşinde.

muhaber dedi ki...

Malesef :(

Yorum Gönder

Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.

Related Posts with Thumbnails