Özal Anıları, Özal'ı Anış ve Kamer Genç

muhaber.net'in (!) ilk kez yayınladığı, merhum babam ve merhum Özal'ın fotoğrafları:



Özal cumhurbaşkanı olduğu zaman, çok üzülmüştüm.



Çünkü Özal cumhurbaşkanı olduğu için, mecliste ikide bir konuşamayacaktı. Özal'ın meclis konuşmaları, çok zevkliydi. Bir de, o günkü meclis çok renkliydi; Demirel, İnönü, Erbakan ve Türkeş vardı. Özal'ın konuşmaları esnasında, kamera bu liderlere zumlanırdı. Bu zumlara bayılırdım. İçimdeki Özal sevgisinden olsa gerek, bu liderleri renkten, renge girmiş gibi görürdüm.

Daha orta üçe gitmeme rağmen Özal'ın cumhurbaşkanlığına işte bu yüzden üzülmüştüm. Üzüntümden bir ay geçmedi ki, Özal'ı mahallemde gördüm:

Cuma günü, okulumu asmış, mahallemdeki Cebeci Camii'ne Cuma namazına gelmiştim. Cebeci Camisi'nin önünden polis hiç eksik olmaz. Çünkü, Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü'nün resmi camisi gibidir. Üniversiteli gençler için gelirdi bu polisler. İşte böyle bir ortamda, caminin önünde, o güne kadar hiç görmediğim lüks bir araba gördüm; simsiyah bir bmw; sivil plakalı. Arabaya yaklaşmamla, sivil plakanın arkasında cumhurbaşkanlığı forsunu görmem ve polislerin beni arabadan uzaklaştırmaları aynı hızda oldu. Anlaşılan, üniversite gençliği için gelen polisler, korumasız gelen Özal'ı karşılarında görünce durumdan vazife çıkartıp, Özal'ı korumaya almışlardı...

Araba sivil plakaydı. Çünkü, gene haberlerde okuduğuma göre Özal, cumhurbaşkanı olduktan sonra cumalara gizli ve sivil araba ile gidiyor; ve cumartesi günleri gazetelerde "gene Özal'ı, cuma namazından görüntüleyemedik" diye haberler çıkıyordu.

Camiye girdiğimde Özal'ı imamın hemen arkasında gördüm. Ben de, Özal'ın arkasına oturdum. Namaz kılındı, tesbihat bitti. Özal, bayramlaşmalar gibi, mihraba geçip sıraya giren cemaat ile selamlaşmaya başladı.

Sıraya girenlerin çoğusunun elinde, önceden hazırladığı zarflar vardı. Bu zarflarda büyük ihtimalle, şikayetleri ve torpil istekleri falan vardı. Bu mektuplar, selamlaşma sonrası Özal'a veriliyor. Özal da, mektupları yanındaki polise veriyordu.

Sıra bana gelmişti. Selamlaştık. Elini öptüm. Eli tüm rahat insanlarınkı gibi, yumuşacıktı. Ve boyu da, -ben 14 yaşımda olmama rağmen- benden kısaydı. Bu durumdan çok hoşlanmış yeniden sıraya girmiştim. İkinci selamlaşmam, Özal'ın dikkatinden kaçmamıştı. Enseme hafiften hafiften vurup ve gülerek "seni gidi yaramaz" demişti...

Özal bambaşkaydı. Tarihte ilk aliminyüm parayı bastıran (bu bir şaka değildir.Hatta böyle bir soruyu millete sorsanız, millet size "Sezar, uzun bacaklı Edward" falan diye cevap verecektir;tecrübeyle sabit...)
;tarihte miting otobüslerini ilk kez tasarlayan (önceden balkonlardan konuşurdu liderler); mitingte, milletle şarkılar söyleyen ve ilk defa şarkıları partiler için uyarlayan da Özaldı...

Aklımda kalan böyle bir şarkı:

Arım, balım peteğim (Anavatan'ın amblemini hatırlayınız)
Anavatan çiçeğim
Bilsem ki öleceğim
Yine seni seçeceğim
..................

Anavatan kasetini hala saklarım. İnşallah bir gün yayınlarım.

Başlığımda Kamer Genç de vardı değil mi?

Şu anki renksiz Meclis'te, bana eski günleri hatırlatan bir tek Kamer Genç var. Kamer Genç'i de çok seviyorum; cumhurbaşkanı olursa çok üzülürüm (!) :P...

Kamer Genç 'in, Akp 'liler tarafından dövüldüğü videosu, buyrun:


0 yorum:

Yorum Gönder

BENCİLEYİN

Fotoğrafım
muhaber.net:
Din k. öğretmeni; Ankaralı, Hataylı, Vanlı ve şimdilerde Antalyalı; eski müflis tüccarlardan; 30 yaş bunalımını atlatamamış, 32 yaşında; kendisi; bir kızın babası; bir kadının eşi; babasının oğlu. ve muhaber.net: Ekşi Sözlük'teki Kasaturasız Rambo'nun tekrarı...
Profilimin tamamını görüntüle