01 04 2008

120 Gezisi

muhaber.net, sınıf öğretmenliğini yaptığı 7/B ile konuşmakta: "Çocuklar, 7/A sınıfı ile beraber 120 filmine gitmeyi düşünüyoruz. Ne dersiniz?

7/B: Hocam! Boş verin 120'yi, Recep İvedik'e gidelim.

muhaber.net: Arkadaşlar ben, Recep İvedik'e eşimle beraber gittim. Recep İvedik'e de karşı değilim. Ama bu film sizce sınıfça gidilecek bir film mi?

Çocuklar: Değil hocam.

muhaber.net: Sonra eğitimde, sanat bile eğitim içindir. Sizi 120'ye eğitim için götürmek istiyoruz. Bunu da açık-açık söyleyim.

Çocuklar: Hocam, hiç olmazsa 8'ler de gelsin.

7'lerin erkeklerinin, 8'lerin kızları ile çıktığını bilen muhaber.net: Arkadaşlar amacınız kız arkadaşlarınızla sinamaya gitmekse, siz hafta sonu baş başa istediğiniz sinemaya gidin; bu beni ilgilendirmez.

Çocuklar: Yani, 120'den başka alternatifimiz yok.

muhaber.net: Evet. Düşünün bi, 120 vatan evladı bizler için ölmüş, biz onları filmle olsun anmıyoruz... Sizinle aynı yaştalar hem de...

Çocuklar bu konuşmadan sonra gaza gelmiş ve ikna olmuşlardı. Konuşmamızdan, bir hafta sonra yani bugün,120'ye gittik.

Öğrencilere çok defa, sinema izletmiştim. Van'da yatılı okulda çalışırken, hafta sonları evci çıkamayan öğrencilere, film izlettirirdik.

1998 ilkbaharında bir cumartesi akşamı, Cesur Yürek'i izlettirmiştim. Çocuklar, filmi izledikten sonra, doğruca yatakhanelere çekilmiş; usulce yatıp, hemen uyumuşlardı. Her zaman, yatakhane ışıklarını zor söndüren; çocukları güçlükle yatıran; yatma saatleri 22 ise, 23'te ancak odama çekilen ben, bu duruma oldukça hayret etmiştim.

Çocuklar bu filmden öyle etkilenmişti ki, birisi uykusunda "Volus'u (william wallece'yi) öldürmeyin" diye defalarca sayıklamış. Aynı filmi, 3 hafta sonu üst üste izletmiş ve 3 hafta boyunca, yurttaki nöbetçi öğretmenler çok rahat etmişti...

Evet, çok defa sinema izlettirmiştim, fakat ilk kez bir sinemaya götürüyordum çocukları.

Söylene- söylene sinemaya vardık. Söyleniyorlardı, çünkü, 120'ye gitmeyi istemiyorlardı. Bu durum üzerine, sinamaya girdik.

Filmi izlemeye başladık. Film duygulaştıkça, kızlar ağlamaya başlıyor; kızlar ağladıkça, erkekler dalga geçiyor; "hocam, kızlara bak!" diye bana sesleniyorlardı.

Filme daldıkça, erkeklerin sesi kesilmeye başladı. Filmin sonunda kızlarla beraber, erkekler de ağlamaya başladı. Sinema salonu, hıçkırıklara boğulmuştu...

Nihayet, sinema salonundan çıktık. Plazada herkes bize bakıyordu. Plaza girişinde, koridorları bir birine katan öğrencilerimden eser kalmamış, yere bakan başlar; kızarmış gözlerinden utanarak; dokunsan -gene- ağlayacak bir şekilde plazadan çıkmaya başladık.

Servise bindik. Sorularım vardı...

muhaber.net: Çocuklar şimdi başka bir filme gitme seçeneğiz olsa, gider miydiniz?

Çocuklar: Hayır hocam. Hatta bir defa daha fırsatımız olsa, gene giderdik.

muhaber.net: Önümüzdeki ay, tiyatroya gitmek ister misiniz?

Çocuklar: E vet, öğ ret menim!!

0 temas:

Yorum Gönder

Gerçekten çok güzel bir konuya temas ettiniz. Teşekkür ederim.