Dedem, Adana şalvarı giyerdi. Ben de merak ederdim hep, "şalvarın sarkan kısmında ne var?" diye.
Dedem bir akşam bize geldiğinde, arkasına geçip, şalvarın sarkan kısmını tutup "dede, burda ne var?" demiştim.
Dedem beni küçücük evde kovalamaya başladı. Salonun girişinde yakaladı beni. Kafama bir tokat attı. Bu tokatla başım yarılmış ve bilmem kaç dikiş atmışlardı...
Ben hastanedeyken hala kızgınlığı geçmemiş ve demiş ki: "o benimkine elledi. o gelince ben de onunkine elleyecem"
Dedem üzülmemiş bile, sonra da beni hiç sevmedi... Gerçi öncesinde de hiç sevdiğini hatırlamıyorum...
Damada kendisini yenenlere küserdi. Babaannem, çayına şeker yerine tuz koyunca, bir sillesiyle yere serilmişti.
Hatta dedem, nefs-i müdafadan birisini öldürmüş ve bir kaç yıl hapis yatmış....
İşte bu dedem, yatalak olduğunda eline kolonya döktüğünde beni sevmişti. 9 Yaşındaydım....
Sonra, son sözleri şu olmuş:
"Buralar yemyeşil... Hadi siz de gelin."
Nerden hatırladım bunları şimdi?
Aynaya baktım az önce.
Hırıflediğimi gördüm. "Öleceğim" aklıma geldi...
Aynalar... Ki karşısında sadece kendini öpebilirsin... Artık kendimi bile öpemiyorum.... Dedim ya.... Hırıfleyiğim...Not: "hırıflemek" Hatay ağzında "koca herif olmak" anlamındadır.
Resim kaynak
Devamını okuyun...>>
09.07.2009
Hırıfleyiğim
07.07.2009
Michael Jackson'un Vefatı ve Töreni ve Gömülmesi
Gerek, şeyini düzeltme hareketleriyle, gerekse de perdenin arkasından Hacıvat ve Karagöz gibi ışık oyunları kullanarak oynamalarıyla, O, bizden birisiydi...
40 Yılldır "Almanak" etiketi altında sadece önemli olayları haber yapıyorum (!). Ama böylesini ilk kez gördüm.
Çok önemli birisi öldüğü zaman, olay "Ali Veli'nin Ölümü" başlığı altında haber yapılır ve bu haberin içeriğinde, cenaze töreni, toprağa verme falan hepsi olurdu.
Ama Michael'de öyle olmadı. Vefatı, cenaze töreni, gömülmesi (daha gömülmedi gerçi) hepsi ayrı ayrı olay ve haber oldu.
25 Haziran 2009'da vefat eden Michael Jackson'un ölüm haberini, İran olayları gibi Twitter'den haber aldık.
Manşetler belliydi:
"Siyah ve hristiyan doğdu, beyaz ve müslüman öldü" gibisinden manşetler...
Sonraki gün tüm internet sitelerindeki Michael Jackson videolarının altına çılgınlar gibi Rip yorumları yapıldı.
R.i.p. 'in ne demek olduğunu ve ne olduğunu böylece ilk kez öğrendim. Ne kadar cahilmişim :(..."Allah Rahmet Eylesin" demekmiş.
Bu ripler sayesinde internet bile çökecekmiş bir ara...
"cnn tarafından ölüm haberinin yayıldığı saatlerde google, twitter, aol gibi sitelerin aşırı yükten yamulduğu belirtilmiştir. ek olarakta "internet'i çöktürmek için kaç kişi gerekli? 25 haziran'da bunun sadece bir kişi olduğunu öğrendik. tabi o bir kişi michael jackson olursa..." denmiştir." kaynak
Devamını okuyun...>>
06.07.2009
Hacı Bayram'ın Delisi (4. Bölüm)

İkaz: Aslan'ın anlattığı hikayedeki kişi ben değilim. Umredeki hatıralarımın birleşkesidir. Mesela, Medine sokaklarına muz kabuğu atanlardan birisi bendim... ve erzak da götürmüştüm :)
Mikrofon Aslan'da:
"
gece yarısı, mescid’i nebi’nin (hz. Muhammed'in mezarının olduğu cami) minarelerini gördük. sonra, otelin önüne geldik. otelin çatısında ışıklandırılmış “milli görüş” yazısı, medine’nin bir çok yerinden gözükecek büyüklükteydi.
otel odalarımız ayarlanırken, bizler, sokakta bekliyorduk. çoğu kişi, türkiye’den muz getirmişti. sıcak memlekette insanların, çok sık ishal oldukları anlatılmış ve bu yüzden, bolca muz tüketmemiz tavsiye olunmuştu. halbuki aylardan ocaktı... arkadaşlarım, hemen erzak poşetlerinden muz çıkarıp yemeye başladılar. muzları yediler ve kabuklarını sokaklara attılar. çok şaşırmıştım, peygamber şehrinin kirletilmesine. arkadaşlarım başka bir tarafa gittiklerinde, arkalarından dönüp, kabukları aldım ve çöpe attım.
otele yerleştik. yorgunluğumuzdan ötürü sabah namazına, zar-zor kalktık. sabah namazını, araplar çok uzun kılıyormuş. bazı arkadaşlarımız, namazda uyuya kaldı. hatta bir arkadaşımız, arkaya doğru yıkılırken, arka saftaki adam, kendisini tutmuştu. bu olaya, gün boyu çok güldük. sabah namazından sonra, kendimizi yatağa attık.
öğlene kadar uyumuştuk. öğle namazı öncesinde, özel okul hocalarından birisi, bizi, “ubeydullahlar, ubeydcikler (allah’ın kulcukları, kulcuklar)” diye kaldırırken, bizim imam hatipliler, böyle kibar hoca görmediklerinden hocaya, tuhaf-tuhaf baktılar. sonra bu hoca, aramızda, dalga konusu oldu.
oda arkadaşları “hadi, erzaklarımızı buraya yığalım. gidene kadar paylaşırız.” dedi. herkes erzaklarını koydu. benim erzak koymadığımı gören bir arkadaş “aslan, sen erzak getirmedin mi? getirmediysen, bizimle yiyemezsin” dedi. kendisine, durumu anlattıktan sonra üzüldü, özür diledi. ben de, “bu durumu, asıl, en baştan ben anlatmalıydım” dedim. hazırlanan yemeğe beni davet ettiyseler de, yemeğe oturmadım. otelden çıktım. bir türk lokantası buldum. medine’ de kaldığımız 8 gün boyunca, aynı lokantaya gittim.
medine’yi çok seviyordum. çünkü, o günkü bilgimle, medine’nin Allah’ın Cemal (güzellik) ismine mahzar olduğunu ve bu yüzden medine’nin latif, hoş, munis; insanlarının güleryüzlü ve misafirsever olduğu, içime kazınmıştı.
gezilecek kutsi yerleri hep beraber geziyorduk. bu gezilerde, özel okul öğrencilerinden birisi ilahi okuyor, ve özel okul öğrencileri de “hu” zikri çekiyorlardı.
biz imam hatipli öğrenciler de, bu durumla dalga geçiyorduk. bir gün, bu ilahiler esnasında, “eaalllaahh” diye esprisine bağırınca, imam hatipli öğrenciler ile yarılmıştık. zaten otobüsün en arkası bizim tayfaydı. artık, sürekli, zikirlerinde “eaalllahhh” diye bağırıp arkasından kahkaha atıyorduk. bu kahkahalarımızda ilahileri söyleyen mahmut da, bize kızgın bakışlarını gönderiyordu. gene birgün, yaptığımın aslında çok yanlış olduğunu ve aslında imam hatiplilerin havasına girdiğimden bu hataya düştüğü düşündüm. bu düşüncemden sonra, artık kimse ile takılmamaya başladım.
Artık yalnızdım.
"
Devam edecek...
Hacı Bayram'ın Delisi 1
Hacı Bayram'ın Delisi 2
Hacı Bayram'ın Delisi 3
Resmin Kaynağı
Devamını okuyun...>>
05.07.2009
Alacakaranlık Arog Kuşağında
Alacakaranlık (Twilight)'ı izlerken, sinemada beni bir gülme tuttu. Sinemadaki herkes bana bakıyordu... Gülmelerimin sebebim çok basitti: Günümüz gençliğine ideal insan tiplemesinde sunulan vampilerden birisi, ağaçtan ağaca sekerken, aklıma Arog'tan sahneler gelivermişti birden. Uğraştım, videosunu yaptım...
Not: Devamı yok kardeşim
Devamını okuyun...>>
02.07.2009
Akp ve Gülen'i Bitirmeme Planı

Bu karikatür bence çok yanlış. Çünkü yasama, yürütme, yargı, cemaat yerine; sadece "cemaat" deseydi...
Cemaatten severek ayrılmış ve bunun göstergesi olarak 20 yıllık, Zaman aboneliğini hala yürüten (küçük dünyam 1'in tüm sayfaları hala arşivimde mesela) bendeniz dün, Zaman'ı eline aldığında üzüldü.
Çünkü, Akp'nin kapatılma davası sürecinde Zaman Gazetesi, "kapatılma davası, ekonomiye şu kadar para kaybettirdi, bu kadar kan kaybettirdi" türünden savunmaları her gün manşetlere taşıyordu.
12 Haziran'dan beri Türkiye yatıp kalkıp bu belgeyi konuşuyor. Neler oldu:
1- Taraf Gazetesi'nin haberine yayın yasağı geldi.
2- Yayın yasağı takılmadı. Hatta yazının sonunda vereceğim Taraf Gazetesi'nin 12 Haziran tarihli birinci sayfasını Samanyoluhaber kaynağından alarak vereceğim.
3- İlker Başbuğ, 30 generali arkasına alarak bir basın toplantısı yaptı. Ama basın toplantısı gereken yankıyı görmedi. Çünkü Micheal Jackson ölmüştü... Bundan önceki son İlker Başbuğ toplantısının olduğu günde de Mardin Katliamı olmuş ve toplantı gene kamuoyunda beklenen etkiyi gösterememişti... Ne şansızlık ama... İlahi ikram diye bir kavram var; Şefkat Tokadı'nın tam tersi olarak.. Yoksa :P....
Heee, İlker Başbuğ'un bu konuşmasının hemen ertesi günü Taraf'ın "geçti o günler cancağızım" diye manşet atmasını da, atlayamam...
Bu manşeti atabiliyorlarsa, Hilmi Özkök'ü zamanında eleştirenlere borçlular... Hilmi Özkök'e kadar hiç bir genelkurmay başkanı bu kadar eleştirilemezdi. Bu eleştirileri de ancak eleştirmeye izin vermeyenler başlatabilirdi. Ve gerçekten genelkurmay başkanlarını eleştirme adetini, Hilmi Özkök'ü eleştirenler başlattı.
4- Zaman'a niye üzülmüştüm?
30 Haziran 2009 Tarihinde açıklanan ekonomik verilere göre, ekonomimiz 2. Dünya Savaşı günlerine geri dönmüştü. 1 Temmuz'da bu haber bir çok gazetenin birinci sayfasındaydı... Zaman'ın ise iç sayfalarında ancak yer edinebilmişti bu haber... Gerçekten üzüldüm. 02 Temmuz Yeni Asya gazetesi bile bu haberi tam sayfa haber yapmıştı... Akp kapatılırken ekonomi vurgusu yapılıyor da, neden şimdi ekonomiye vurgu yapılmıyor? Varsa yoksa, belge mi, kağıt mı, kopyala yapıştır mı...
5- Albay Dursun Çiçek, 18 saatliğine tutuklandı.
6- Meclis'te bir geceyarısı komutanların yargılanması, sivillerin askeri mahkemede yargılanamaması, komutanların sivil mahkemede yargılanması hakkında kanun geçti. Chp onayladığı bu yasaya isyan etti.
Kanaatimce bu yasa tasarısı ile verilmek istenen mesaj şu: "Albay Çiçek'i Mgk sırasında sorguladık. Yasa da çıkartıyoruz, vu bu kanunla sizi de sorgular, sizi de içeri alırız..." Mesaj bence bu.
7- Akp ve Gülen'i Bitirme Planı ile cemaat ve Akp, iyice yekpare oldu. Nurcu gelenekten gelen cemaat için bu normal mi? Bediüzzaman'ın son dönemlerinde Demokrat Parti ile olan ilişkisi hatırlanınca, bu yekparelik Nurcu geleneğe hiç de ters değil... Şartlar meselesi...
8- Bir hadis var: "Kişi sevdiğine karşı, kör ve sağırdır" diye. Daha çok yazmak isterim... Ama sevgimden körleşiyor ve sağırlaşıyorum. Sükut!
Bazı Önemli Linkler:
1- Fethullah Gülen Hoca'nın yorumu
2- Ertuğrul Özkök, 3 ay önceden işkillenmiş.
Karikatür kaynak
Taraf kaynak
Devamını okuyun...>>

